KKÜ İTBF. Felsefe Bölümü +90 318 3574242 (4114) Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Dan OLWEUS’un “Bullying at School - What We know and What We can do” adlı eseri üzerine bir inceleme

 

Olweus, zorbalığı münferit bir okul problemi olarak değil, geniş bir "antisosyal ve kural tanımayan (davranış bozukluğu olan) davranış modelinin bir bileşeni" olarak değerlendirir. 


Olweus, zorbalığı (bullying) veya mağduriyeti (victimization) tanımlarken "süreklilik", "kasıt" ve "güç dengesizliği" unsurlarını ön plana çıkarır. Olweus'a göre bir öğrenci; "bir veya daha fazla başka öğrenci tarafından defalarca ve zaman içinde olumsuz eylemlere maruz kaldığında"(Olweus, 2004, s. 9) zorbalık süreci başlamış demektir. Bu noktada Olweus, zorbalığın teşhisinde en kritik ayırıcı tanıyı "güç dengesi" üzerinden yapar:

 

"Zorbalık teriminin, yaklaşık olarak aynı güçteki (fiziksel veya psikolojik) iki öğrenci kavga ettiğinde veya tartıştığında kullanılmadığı (veya kullanılmaması gerektiği) vurgulanmalıdır."(Olweus, 2004, s. 10)

 

Zorbalığın temelinde mutlaka "bir güç dengesizliği (asimetrik bir güç ilişkisi)" bulunmalı; mağdur, kendisini taciz eden odaklara karşı "bir nebze çaresiz" kalmalıdır (Olweus, 2004, s. 10). Bu ayrım, her akran çatışmasının zorbalık olarak yaftalanmasının önüne geçer. Eşit güçteki çocukların kavgası bir "çatışma" (conflict) iken, zorbalık bir "istismar" (abuse) biçimidir. Olweus’a göre fiziksel avantaj, potansiyel zorbalara karşı doğal bir kalkan vazifesi görür. Dolayısıyla bu konuya ilişki Olwues, "Fiziksel güç, bu nedenle zorbalığa veya mağduriyete karşı iyi bir koruma işlevi görür." (Olweus, 2004, s. 37) demektedir.

 

Tipik Zorba Profilinin Karakterizasyonu ve Psikolojik Dinamikleri

Olweus'un fikrilerinin en dikkat çekici yanı , zorba figürüne dair yerleşik "düşük özgüven" kabulünü eleştirmesidir. Olweus, zorbaların aslında korkak veya içten içe güvensiz oldukları yönündeki popüler inanışı ampirik verilerle çürütür. Olweus'a göre zorbalar; "alışılmadık derecede az kaygı ve güvensizlik yaşadılar veya bu boyutlarda kabaca ortalama düzeydeydiler... Düşük özgüven sorunu yaşamadılar." (Olweus, 2004, s. 34). Hatta aksine, bu bireyler "tipik olarak kendileri hakkında nispeten olumlu bir görüşe (ortalama veya ortalamadan daha iyi bir özgüven)"(Olweus, 2004, s. 59) sahiptirler.

 

Olweus’un detaylandırdığı zorba portresini şu temel dinamikler şekillendirir:

 

Tahakküm ve Kontrol Arzusu: Zorbaların en belirgin motivasyonu güç sahibi olmaktır. "Zorbaların güçlü bir güç ve tahakküm ihtiyacı vardır; 'kontrolü ellerinde tutmaktan' hoşlanıyor gibi görünürler ve başkalarına boyun eğdirme ihtiyacı duyarlar."(Olweus, 2004, s. 35) Ayrıca, "diğer öğrencilere karşı gerçek veya hayali üstünlükleriyle övünebilirler."(Olweus, 2004, s. 59)

Düşük Empati ve Duygusal Sertlik: Failin mağdurun acısına karşı duyarsızlığı kroniktir. Olweus bu durumu, "zorbalık mağdurlarıyla çok az empati kurarlar"(Olweus, 2004, s. 34) ve çevreleri tarafından "sert, katılaşmış olarak görülürler" (Olweus, 2004, s. 59) şeklinde tanımlar.

Dürtüsellik ve Düşük Tolerans: Bu çocuklar duygusal düzenleme konusunda zayıftırlar. "Çabuk parlayan, kolay öfkelenen, dürtüseldirler ve hayal kırıklığına karşı toleransları düşüktür; kurallara uymakta, olumsuzlukları ve gecikmeleri tolere etmekte zorlanırlar."(Olweus, 2004, s. 59)

Otorite Karşıtlığı: Saldırganlık sadece akranlara yönelik değildir. Zorbalar, "yetişkinlere (öğretmenler ve ebeveynler dahil) karşı genellikle muhalif, karşı gelen ve saldırgandırlar." Buna rağmen, manipülatif bir beceriyle "zor durumlardan konuşarak sıyrılmakta iyidirler."(Olweus, 2004, s. 59)

 

Zorbalığın Tipolojisi ve Stratejik İcrası: Sosyal Mühendislik ve "Yandaşlık"

Olweus, zorbalık eylemlerini icra ediliş biçimine göre kategorize ederken, bu eylemlerin her zaman bireysel olmadığını, bir grup dinamiği içerdiğini vurgular. Bu yüzden ilk olarak Olweus, ‘Doğrudan’ ve ‘Dolaylı’ zorbalık ayrımı yapar. Ona göre mağdura yönelik  vurma itme ya da sözel taciz  gibi "nispeten açık saldırılar" doğrudan zorbalıkken; "sosyal izolasyon ve gruptan kasıtlı olarak dışlanma" dolaylı zorbalıktır (Olweus, 2004, s. 59).

Buna ek olarak Olweus zorbalık açısından cinsiyet farklılığının etkisine de vurgu yapar. O, bu hususta erkek çocuklarda zorbalığın genellikle "agresif bir tepki modeli ile fiziksel gücün birleşimi"(Olweus, 2004, s. 36,37) olduğuna; ancak kız çocuklarının stratejilerinin daha karmaşık bir hal aldığına dikkat çeker. Olweus bu konuda "kızlar tarafından yapılan zorbalığı keşfetmenin daha zor olduğu da unutulmamalıdır: Kız zorbalar tipik olarak iftira atmak, söylenti yaymak ve sınıftaki arkadaşlık ilişkilerini manipüle etmek (örneğin, bir kızı 'en iyi arkadaşından' mahrum bırakmak) gibi daha az görünür ve daha 'sinsi' taciz yolları kullanırlar."(Olweus, 2004, s. 59) demektedir.

Zorbalığın Sosyal Katmanlarına da işaret eden Olwus, zorbanın çoğu zaman yandaş ve takipçilerin de bulunduğunu özellikle vurgular. Ona göre ‘Zorbalık’, failin etrafında kümelenen bir sosyal destek sistemiyle beslenir. Olweus, zorbalığa aktif olarak başlamayan ancak sürece katılan öğrencileri şöyle tanımlar: "Zorbalığa katılan ancak genellikle inisiyatif almayan öğrencilerin de olduğu vurgulanmalıdır- bunlar pasif zorbalar, takipçiler veya yandaşlar olarak adlandırılabilir."(Olweus, 2004, s. 34). Peki, bu yandaşlar ve takipçilerin fonksiyunu ne olabilir? Olweus bu fonksiyonu ‘Kirli işlerin devreldimesi’ olarak tanımlar. Olweus’a açısından lider konumundaki zorba, sosyal statüsünü korumak için doğrudan şiddetten kaçınabilir. Olweus'un gözlemine göre; "birçok zorba, kendileri arka planda kalırken takipçilerinden bazılarını 'kirli işleri' yapmaya sevk eder."(Olweus, 2004, s. 58). Bu durum, zorbalığın sadece bir saldırganlık eylemi değil, aynı zamanda hiyerarşik bir "sosyal mühendislik" becerisi olduğunu gösterir.

 

Sosyal Etkiler ve Antisosyal Gelişim Projeksiyonu

Olweus, zorbalığı münferit bir okul problemi olarak değil, geniş bir "antisosyal ve kural tanımayan (davranış bozukluğu olan) davranış modelinin bir bileşeni"(Olweus, 2004, s. 35) olarak değerlendirir. Zorba çocuklar, akranlarına kıyasla daha erken yaşta "hırsızlık, vandalizm ve sarhoş olma gibi diğer antisosyal davranışlara" (Olweus, 2004, s. 60) yönelir ve "kötü arkadaşlarla" ilişki kurarlar. Eserdeki en çarpıcı veri, 6-9. sınıflarda zorba olarak nitelendirilen erkek çocukların yaklaşık %60'ının 24 yaşına kadar en az bir mahkumiyet almış olmasıdır (Olweus, 2004, s. 36).

 

Sonuç

Dan Olweus'un “Bullying at School” (Okulda Zorbalık) eseri, zorbalığı bir 'güç istismarı' olarak kodlayarak çözümün anahtarını sunar. Olwues'a göre zorbalık; çaresiz bir mağdur ve bu çaresizlikten beslenen, tahakküm odaklı, özgüvenli ve empati yoksunu bir fail arasındaki asimetrik ilişkidir. Bu eser, eğitimciler için zorbalığı sadece fiziksel şiddetle sınırlı kalmayan, erken yaşta müdahale edilmesi gereken yapısal bir 'davranış bozukluğu' olarak tanımlayan önemli bir kaynaktır.

 

Kaynakça

Olweus, D. (2004). Bullying at School - What We know and What We can do. Balckwell Publishing.

 

 


Eserden Alıntılar

 

"I believe important to include in the concept of "mobbing" or bullying both the situation in which a single individual harasses another and that in which a group is responsible for the harassment." "Mobbing" veya zorbalık kavramına, hem tek bir bireyin bir başkasını taciz ettiği durumu hem de tacizden bir grubun sorumlu olduğu durumu dahil etmenin önemli olduğuna inanıyorum.

"I define bullying or victimization in the following general way: A student is being bullied or victimized when he or she is exposed, repeatedly and over time, to negative actions on the part of one or more other students (Olweus 1986 and 1991)." Zorbalığı veya mağduriyeti genel olarak şu şekilde tanımlıyorum: Bir öğrenci, bir veya daha fazla başka öğrenci tarafından defalarca ve zaman içinde olumsuz eylemlere maruz kaldığında zorbalığa uğruyor veya mağdur ediliyor demektir (Olweus 1986 ve 1991).

"It is a negative action when someone intentionally inflicts, or attempts to inflict, injury or discomfort upon another basically what is implied in the definition of aggressive behavior (Olweus 1973b)." Birinin kasıtlı olarak başkasına zarar vermesi veya rahatsızlık vermesi ya da buna teşebbüs etmesi olumsuz bir eylemdir ki bu temelde agresif davranış tanımında kastedilen şeydir (Olweus 1973b).

"Negative actions can be carried out by words (verbally), for instance, by threatening, taunting, teasing, and calling names." Olumsuz eylemler sözcüklerle (sözel olarak), örneğin tehdit ederek, alay ederek, takılarak ve isim takarak gerçekleştirilebilir.

"It is a negative action when somebody hits, pushes, kicks, pinches, or restrains another by physical contact." Birinin bir başkasına vurması, itmesi, tekme atması, çimdiklemesi veya fiziksel temasla kısıtlaması olumsuz bir eylemdir.

"It is also possible to carry out negative actions without use of words or physical contact, such as by making faces or dirty gestures, intentionally excluding someone from a group, or refusing to comply with another person's wishes." Yüzünü ekşitmek veya müstehcen jestler yapmak, birini kasıtlı olarak gruptan dışlamak veya başka bir kişinin isteklerine uymayı reddetmek gibi, sözcükler veya fiziksel temas kullanmadan da olumsuz eylemler gerçekleştirmek mümkündür.

"Even if a single instance of more serious harassment can be regarded as bullying under certain circumstances, the definition given above emphasizes negative actions that are carried out "repeatedly and over time."" Daha ciddi bir tacizin tek bir örneği belirli koşullar altında zorbalık olarak kabul edilebilse de, yukarıda verilen tanım "defalarca ve zaman içinde" gerçekleştirilen olumsuz eylemleri vurgulamaktadır.

"It must be stressed that the term bullying is not (or should not be) used when two students of approximately the same strength (physical or psychological) are fighting or quarreling." Zorbalık teriminin, yaklaşık olarak aynı güçteki (fiziksel veya psikolojik) iki öğrenci kavga ettiğinde veya tartıştığında kullanılmadığı (veya kullanılmaması gerektiği) vurgulanmalıdır.

"In order to use the term bullying, there should be an imbalance in strength (an asymmetric power relationship): The student who is exposed to the negative actions has difficulty defending him/herself and is somewhat helpless against the student or students who harass." Zorbalık terimini kullanabilmek için bir güç dengesizliği (asimetrik bir güç ilişkisi) olmalıdır: Olumsuz eylemlere maruz kalan öğrenci kendini savunmakta zorluk çeker ve taciz eden öğrenci veya öğrencilere karşı bir nebze çaresizdir.

"It is useful to distinguish between direct bullying with relatively open attacks on a victim and indirect bullying in the form of social isolation and intentional exclusion from a group." Mağdura yönelik nispeten açık saldırılar içeren doğrudan zorbalık ile sosyal izolasyon ve gruptan kasıtlı olarak dışlanma şeklindeki dolaylı zorbalık arasında ayrım yapmak faydalıdır.

"A distinctive characteristic of the typical bullies is their aggression toward peers this is implied in the definition of a bully." Tipik zorbaların belirgin bir özelliği akranlarına yönelik saldırganlıklarıdır - bu, zorba tanımında ima edilmektedir.

"Generally, bullies have a more positive attitude toward violence and use of violent means than students in general." Genel olarak zorbalar, genel öğrenci kitlesine kıyasla şiddete ve şiddet araçlarının kullanımına karşı daha olumlu bir tutuma sahiptir.

"Further, they are often characterized by impulsivity and a strong need to dominate others." Ayrıca, genellikle dürtüsellik ve başkalarına tahakküm etme konusundaki güçlü ihtiyaçları ile karakterize edilirler.

"They have little empathy with victims of bullying." Zorbalık mağdurlarıyla çok az empati kurarlar.

"The bullies had unusually little anxiety and insecurity, or were roughly average on such dimensions (1981 and 1984; see also Pulkkinen & Tremblay 1992)." Zorbalar alışılmadık derecede az kaygı ve güvensizlik yaşadılar veya bu boyutlarda kabaca ortalama düzeydeydiler (1981 ve 1984; ayrıca bkz. Pulkkinen & Tremblay 1992).

"They did not suffer from poor self-esteem." Düşük özgüven sorunu yaşamadılar.

"It should also be emphasized that there are students who participate in bullying but who do not usually take the initiative these may be labelled passive bullies, followers, or henchmen." Zorbalığa katılan ancak genellikle inisiyatif almayan öğrencilerin de olduğu vurgulanmalıdır - bunlar pasif zorbalar, takipçiler veya yandaşlar olarak adlandırılabilir.

"In summary, the typical bullies can be described as having an aggressive reaction pattern combined (in the case of boys) with physical strength." Özetle, tipik zorbalar (erkekler söz konusu olduğunda) fiziksel güçle birleşen agresif bir tepki modeline sahip olarak tanımlanabilir.

"First, the bullies have a strong need for power and dominance; they seem to enjoy being "in control" and need to subdue others." İlk olarak, zorbaların güçlü bir güç ve tahakküm ihtiyacı vardır; "kontrolü ellerinde tutmaktan" hoşlanıyor gibi görünürler ve başkalarına boyun eğdirme ihtiyacı duyarlar.

"Bullying can also be viewed as a component of a more generally antisocial and rule-breaking ("conduct-disordered") behavior pattern." Zorbalık, daha genel bir antisosyal ve kural tanımayan ("davranış bozukluğu olan") davranış modelinin bir bileşeni olarak da görülebilir.

"Approximately 60 percent of boys who were characterized as bullies in grades 69 had at least one conviction by the age of 24." 6-9. sınıflarda zorba olarak nitelendirilen erkek çocukların yaklaşık yüzde 60'ı 24 yaşına geldiklerinde en az bir mahkumiyet almıştır.

"What does seem to characterize the bully (boy), however, is the combination of an aggressive reaction pattern and physical strength." Bununla birlikte, zorba (erkek) karakterini belirleyen şey, agresif bir tepki modeli ile fiziksel gücün birleşimidir.

"Correspondingly, a victim is characterized by a combination of an anxious reaction pattern and physical weakness (see above)." Buna paralel olarak, bir mağdur, endişeli bir tepki modeli ile fiziksel zayıflığın birleşimiyle karakterize edilir (yukarıya bakınız).

"Physical strength thus functions as good protection against bullying or victimization." Fiziksel güç, bu nedenle zorbalığa veya mağduriyete karşı iyi bir koruma işlevi görür.

"Children or young people who engage in bullying other students are often observed to be involved as perpetrators in such activities as were described under "Primary signs" in point A." Başka öğrencilere zorbalık yapan çocukların veya gençlerin genellikle A noktasında "Birincil belirtiler" altında açıklanan bu tür faaliyetlere fail olarak karıştıkları gözlemlenmektedir.

"They may display such behavior toward many students but select in particular weaker and relatively defenseless students as their targets." Bu tür davranışları birçok öğrenciye karşı sergileyebilirler, ancak hedefleri olarak özellikle daha zayıf ve nispeten savunmasız öğrencileri seçerler.

"Also, many bullies induce some of their followers to do the "dirty work" while they themselves keep in the background" Ayrıca birçok zorba, kendileri arka planda kalırken takipçilerinden bazılarını "kirli işleri" yapmaya sevk eder.

"Boys are more likely than girls to be bullies but it should also be noted that bullying by girls is more difficult to discover: Girl bullies typically use less visible, and more "sneaky" means of harassment such as slandering, spreading rumors, and manipulating the friendship relations in the class (e.g., depriving a girl of her "best friend")." Erkeklerin zorba olma olasılığı kızlardan daha yüksektir ancak kızlar tarafından yapılan zorbalığı keşfetmenin daha zor olduğu da unutulmamalıdır: Kız zorbalar tipik olarak iftira atmak, söylenti yaymak ve sınıftaki arkadaşlık ilişkilerini manipüle etmek (örneğin, bir kızı "en iyi arkadaşından" mahrum bırakmak) gibi daha az görünür ve daha "sinsi" taciz yolları kullanırlar.

"have strong needs to dominate and subdue other students, to assert themselves with power and threat, and to get their own way; they may brag about their actual or imagined superiority over other students" diğer öğrencilere hükmetme ve boyun eğdirme, güç ve tehdit ile kendilerini kabul ettirme ve kendi dediklerini yaptırma yönünde güçlü ihtiyaçlara sahiptirler; diğer öğrencilere karşı gerçek veya hayali üstünlükleriyle övünebilirler

"are hot-tempered, easily angered, impulsive, and have low frustration tolerance; they have difficulty conforming to rules and tolerating adversities and delays, and may try to gain advantage by cheating" çabuk parlayan, kolay öfkelenen, dürtüseldirler ve hayal kırıklığına karşı toleransları düşüktür; kurallara uymakta, olumsuzlukları ve gecikmeleri tolere etmekte zorlanırlar ve hile yaparak avantaj elde etmeye çalışabilirler

"are generally oppositional, defiant, and aggressive toward adults (including teachers and parents) and may be frightening also to adults (depending upon the age and physical strength of the young person); are good at talking themselves out of "difficult situations"" yetişkinlere (öğretmenler ve ebeveynler dahil) karşı genellikle muhalif, karşı gelen ve saldırgandırlar ve (gencin yaşına ve fiziksel gücüne bağlı olarak) yetişkinler için de korkutucu olabilirler; "zor durumlardan" konuşarak sıyrılmakta iyidirler

"are seen as being tough, hardened, and show little empathy with students who are victimized" sert, katılaşmış olarak görülürler ve mağdur edilen öğrencilere karşı çok az empati gösterirler

"are not anxious or insecure and they typically have a relatively positive view of themselves (average or better than average self-esteem)" endişeli veya güvensiz değillerdir ve tipik olarak kendileri hakkında nispeten olumlu bir görüşe sahiptirler (ortalama veya ortalamadan daha iyi bir özgüven)

"engage at a relatively early age (as compared with their peers)in other antisocial behaviors including stealing, vandalism, and getting drunk; associate with "bad companions"" (akranlarına kıyasla) nispeten erken bir yaşta hırsızlık, vandalizm ve sarhoş olma gibi diğer antisosyal davranışlara girerler; "kötü arkadaşlarla" takılırlar