
Sistemi ayakta tutan en büyük güç, insanların mantığını bozmak ve onlara çelişkileri doğruymuş gibi kabul ettirmektir. Partinin en temel sloganları akıl almazdır: "Savaş barıştır; özgürlük köleliktir; cahillik güçtür."
George Orwell'ın 1984 kitabı, her şeyin ters yüz olduğu ve doğallığın yok edildiği bir dünyayı anlatır. Roman daha ilk cümlesiyle bizi bu tuhaf ve tekinsiz dünyanın içine çeker: "Nisan ayında açık, soğuk bir gündü ve saatler on üçü vuruyordu." Bu dünyada kimsenin özel hayatı, saklanacak bir köşesi yoktur. İnsanlar sokakta, evde, iş yerinde sürekli gözetim altındadır. Zaten her yerde devletin o meşhur ve korkutucu uyarısını görürüz: "BÜYÜK BİRADER SENİ İZLİYOR".
Sistemi ayakta tutan en büyük güç, insanların mantığını bozmak ve onlara çelişkileri doğruymuş gibi kabul ettirmektir. Partinin en temel sloganları akıl almazdır: "SAVAŞ BARIŞTIR / ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR / CAHİLLİK GÜÇTÜR." İnsanların bu saçmalığa inanması için "çiftdüşün" adı verilen bir zihin kontrolü uygulanır. Kitap bu durumu şöyle tanımlar: "Çiftdüşün, birbirine zıt iki inancı zihinde aynı anda barındırma ve ikisini birden kabul etme gücü anlamına gelir."
İnsanlardan istenen şey kendi akıllarına ihanet etmeleridir. Bu süreç oldukça ağırdır: "Bilmek ve bilmemek, özenle kurgulanmış yalanlar söylerken gerçeğin tamamen farkında olmak, birbirini çürüten iki farklı görüşü aynı anda savunmak..." Hem yalan söyleyecek hem de buna yürekten inanacaksınız. Bu da yetmez; "Bilinçli olarak yalan söylemek ve bir yandan da bu yalanlara içtenlikle inanmak, uygunsuz hale gelen her gerçeği unutmak, ardından yeniden ihtiyaç duyulduğunda gerektiği süre boyunca onu unutuluştan geri çağırmak" zorundasınızdır. İşin en korkutucu yanı ise insanın kendi kendini uyuşturmasıdır: "En büyük incelik buydu: Bilinçli olarak bilinçsizliği teşvik etmek ve sonra, henüz uygulamış olduğunuz hipnoz eyleminin de bilinçsizine varmak."
İnsanların hafızası bu şekilde silinince, devlet tarihi de istediği gibi değiştirir. Çünkü sistemin mantığı son derece nettir: "Geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder; bugünü kontrol eden geçmişi kontrol eder." Bu düzene karşı gelmek bir yana, içinizden en ufak bir şüphe duymak bile sonunuzu getirir. Kitaptaki deyişle, "Düşüncesuçu ölümü gerektirmez; düşüncesuçunun TAA KENDİSİ ölümdür." Başkarakter Winston ise tüm bu deliliğe karşı sadece çok basit bir gerçeğe tutunarak isyan etmeye çalışır: "Özgürlük, iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilme özgürlüğüdür."
Ancak sistemin amacı insanlara daha iyi bir dünya sunmak değil, sadece gücü sonsuza kadar elinde tutmaktır. Okyanusya'nın geleceği karanlık ve acımasızdır. Kitap bu durumu dondurucu bir şekilde özetler: "Eğer geleceğin bir resmini istiyorsan, bir insan yüzüne basan bir postal hayal et -sonsuza dek." Romanın sonunda Winston'ın o küçük isyanı, aklı ve ruhu tamamen ezilir. Özgürlüğünü kaybeden bir insanın içine düştüğü o acı teslimiyet, eserin son cümlesiyle yüzümüze çarpar: "Büyük Birader'i seviyordu."
Kitap Künyesi
Eser Adı: Nineteen Eighty-Four
Yazar: George Orwell
Yayın Evi: Penguin Books
Yıl: 2003
Eserden Alıntılar:
"It was a bright cold day in April, and the clocks were striking thirteen."
Nisan ayında açık, soğuk bir gündü ve saatler on üçü vuruyordu."
"BIG BROTHER IS WATCHING YOU"
"BÜYÜK BİRADER SENİ İZLİYOR"
"WAR IS PEACE / FREEDOM IS SLAVERY / IGNORANCE IS STRENGTH."
"SAVAŞ BARIŞTIR / ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR / CAHİLLİK GÜÇTÜR."
"Who controls the past controls the future: who controls the present controls the past."
Geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder; bugünü kontrol eden geçmişi kontrol eder."
"Thoughtcrime does not entail death: thoughtcrime IS death."
"Düşüncesuçu ölümü gerektirmez: düşüncesucunun TAA KENDİSİ ölümdür."
"Freedom is the freedom to say that two plus two make four."
"Özgürlük, iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilme özgürlüğüdür."
"If you want a picture of the future, imagine a boot stamping on a human face — for ever."
"Eğer geleceğin bir resmini istiyorsan, bir insan yüzüne basan bir postal hayal et — sonsuza dek."
"He loved Big Brother."
"Büyük Birader'i seviyordu."

