
"Benim de keyifle uyguladığım bu terapi yöntemini çocuk ve gençler de çok seviyorlar. Şikâyet edileceklerini düşünerek geldikleri terapistin olumlu havası, güçlü yönlerine vurgu yapan tarzı, kendilerini ‘başroldeki uzman’ olarak hissetmeleri onları terapi sürecinin merkezine çekiveriyor." Olcay GÜNER

Simone de Beauvoir’ın Paris merkezli Batı felsefesinde kuramsallaştırdığı ataerkil baskı mekanizmaları ve kadının "Öteki" olarak konumlandırılması sorunu; Doğu’nun geleneksel ve muhafazakâr kodları içerisinde, Furûğ Ferruhzâd’ın edebi dünyasında şiirin imgesel diliyle estetik bir nitelik kazanır.

Oyun, pratik yaşamın ciddi ve zorunlu hedeflerinden görünüşte bağımsız olsa da aslında gelecekteki yaşama hazırlık işlevi gören ve oyuncunun bakış açısından kendi amaçları içinde anlam kazanan bir eylemdir.

"Kadın, erkeğe göre belirlenir ve farklılaştırılır, oysa erkek kadına göre belirlenmez ve farklılaştırılmaz; kadın, esas olanın karşısında esas olmayan olandır. Erkek Özne’dir; erkek ‘Mutlak’tır. Kadın ise ‘Öteki’dir"

Olweus, zorbalığı münferit bir okul problemi olarak değil, geniş bir "antisosyal ve kural tanımayan (davranış bozukluğu olan) davranış modelinin bir bileşeni" olarak değerlendirir.

Nesneye atfedilen değer, sadece uykuya geçiş kolaylığıyla sınırlı kalmaz; aynı zamanda dış dünyanın tekinsizliğine karşı bir savunma mekanizmasına dönüşür.