KKÜ İTBF. Felsefe Bölümü +90 318 3574242 (4114) Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Zaman, Hakikat ve Modernite Kıskacında Birey: Saatleri Ayarlama Enstitüsü Üzerine Fenomenolojik Bir Okuma

"Yıldızlar konuşabiliyor, insan insanla konuşamıyor." AH Tanpınar


 

Özet

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ' Saatleri Ayarlama Enstitüsü' , Türk toplumunun Doğu ile Batı, gelenek ile modernite arasında sarkaçta yaşadığı medeniyet geçirdiğini " zaman " metaforu üzerinden ele alan hicivsel bir başyapıttır. Bu yazı, eserde geçen spesifik pasajlardan hareketle; hakikatin inşası, bireysel yabancılaşma, modern bürokrasinin irrasyonelliği ve " ayar "ın gerçeğin boyutlarını irdelemeyi başarıyoruz. Bu yazıda eserde geçen bazı önemli ifadeler dağılıyor, romanın yalnızca bir sistem eleştirisi değil, aynı zamanda varoluşsal bir huzursuzluğun başka bir ifadeyle ontolojik güvensizliğin dışavurumu olduğu tartışılıyor.

Anahtar Kavramlar: Ayar, Zaman, Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama, varoluşsal düzensizlik, modernleşme, yabancılaşma, ontolojik güvensizlik

 

Giriş

Ahmet Hamdi Tanpınar, ' Saatleri Ayarlama Enstitüsü ' adlı eserinde, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e uzanan modernleşmenin toplumsal işlenmesi ve bireysel bellekte yaratılan kırılmaları, ironik bir dil ve zengin sembolizmle işler. Roman, Hayri İrdal'ın hatıraları üzerinden, nesnel gerçekliğin nasıl gerçekliğin bir " kurum " gerçeğine dönüşmesine bakışlara serer. Eserdeki belli başlı ifadeler gelişirken, yazarın temel çıkışının sadece saatinde değil, toplumsal bir denetim aralıkları ve bireyler için bir varoluş krizi olarak tezahürün nasıl göründüğü açıkça görülüyor.

 

Zamanın Sosyolojisi ve Toplumsal Suç

Romanda zaman, nötr bir fiziksel olgunun bozulmaması ve toplumsal bir norma dönüşmesi. Tanpınar, ayarsız saati bireysel bir hatadan tamamen toplumsal bir tehdit olarak konumlandırır: “...ona göre işlemeyen kırılmış bir saat hastalanmış bir insana benzerdi . Burada “ ayar ”, toplumsal mutabakatı ve modernitenin talep ettiği görüntüyü temsil eder. “ Ayar saniyenin peşinde koşmaktır(Tanpınar, 2013, s. 36) ifadesi, modern insanın, zamanı yaşamak yerine onu yakalamaya sonra içine düşen beyhude çabayı imler. Nitekim Halit Ayarcı'nın kimyasında “ Terakki saatin tekamülüyle başlar(Tanpınar, 2013, s. 259) ; Ancak bu tekamül, insan mekaniklerinin bir dişliye indirger.  

 

Hakikatin İzafiliği ve Modern Pragmatizm

Eserin en gidişat yönlerinden biri, hakikatin mutlaklığını yitirip duruma göre şekillenen pragmatik bir kurguya dönüşmesidir. Hayri İrdal'ın, "... madem ki herkesin ayrı hakikati vardı. Ve herkes zemin ve zamana göre onu yavaş yavaş yeniden yaratıyordu; ne diye ben mahrum olacaktım? " (Tanpınar, 2013, s. 102) sorgulanırken, modern dönemdeki epistemolojik olarak bir tutulmuştur.

Halit Ayarcı karakteri, hakikatin yerine ' çağların gereklerini ' ortaya koyuyor: “ Bu meselelerde yalan veya hakikat diye bir şey yoktur. Asrına uyum onun adamı olmak vardır(Tanpınar, 2013, s. 314) . Bu yaklaşımı, deneyimi ve geçmişi değersizleştirir. Ayarcı'ya göre tecrübe, “ yıpratılmış olmak, muayyen hudutta muayyen fikirlerde donmuş olmak(Tanpınar, 2013, s. 332) demek ve ilerlemenin önünde bir engeldir. Bu durum, köksüz bir gelişmişliğin, “bir harekette başlangıçtaki hızı tutmak, onu yaratana kadar mühimdir(Tanpınar, 2013, s. 316) içeriğiyle, içeriği boşaltılmış bir duruma dönüşmesine yol açar.

 

Bireyin Yabancılaşması ve Varoluşsal Sancılar

Toplumsal yaşamın hızı ve yüzeyselliği, kişinin derin bir yalnızlığa ve yabancılaşmaya iter. Tanpınar, kişiler arası iletişimsizliği “ yıldızlar olmadan konuşabilir, insanla konuşamaz(Tanpınar, 2013, s. 116) cümlesiyle çalışılmaya çalışıldığını vurgular. Modern psikolojinin insanın ruhuna yaklaşımı da eleştiri oklarından nasibini alır; “ Psikanalizlendiğinden beri hemen herkes az çok hastadır(Tanpınar, 2013, s. 112) ifadesi, modernitenin insanının sürekli patolojik bir vaka olarak kayıt altına alınmasına neden olan bir tepkidir.

Bu kişinin, kendi benliğinden dahi korkar hale gelir: “... ben yapmak şey, bir yığın ihtiyacı, azap ve korku idi(Tanpınar, 2013, s. 187) . Sartre'ın " Cehennem başkalarıdır " tezini hatırlatan “insanoğlu insanoğlunun cehennemidir” ( Tanpınar, 2013, s. 186) Birey, bu kaotik dünyada ya “hakikat denen duvarın geçişi için birer delilik(Tanpınar, 2013, s. 44) bulur ya da “ Sabir insanoğlunun tek kalesidir(Tanpınar, 2013, s. 212) pasif geçerek bir direnişe geçer.

 

Kimliksizleşme ve Snobizm [1]

Tanpınar, modernleşmeyi içselleştirememiş, şekilci bir aydın tipolojisini de eleştirmiştir. “ Hürriyet aşkı… bir çeşit snobizmden başka bir şey değildir(Tanpınar, 2013, s. 22) ifadesi, kavramların içinin boşaltıldığını gösterir. Asıl kalıcı ise kişilik kaybıdır. Hayri İrdal'ın, karşısında (veya aynadaki) figür için “ Sadece şahsiyeti yoktu(Tanpınar, 2013, s. 308) demesi, modern bürokratik çarklar arasında ezilen ve yalanla gerçeğin mümkün olmadığı hale gelen insanın " hiçleşmesini " tasvir eder. Bu 'hiçleşme', değişimin işaretidir. Sonuçta eser açısından insan, “ karışıktır; durmadan değişir(Tanpınar, 2013, s. 257) , ancak bu değişim bir tekamül değil, omurgasız bir uyum sürecini ifade eder.

 

Sonuç

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nden derlenen bu alıntılar, yazarın Türk modernleşmesini " zaman " ve " hakikat " kavramlarının varlığında nasıl sorunsallaştığını ortaya koyuyor. Eser, modern yaşamın “ ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emreden(Tanpınar, 2013, s. 58) yapısı, deneyimi reddeden kör ilerlemesine ve insanı yalnızlaştıran bedenine karşı güçlü bir itiraz barındırır. Tanpınar'a göre sorun, saatlerin ayarsızlığı değil, insanın kendi iç zamanı ile dayatılan toplumsal zaman arasındaki uyumsuzluktur. Sonuç olarak roman, hakikatin yerine " özgürlük ", şahsiyetin yerine " konumu " koyan bir çağın trajikomiksini çizerken, " biz kabahati üzerine yüklenen insanlarz " (Tanpınar, 2013, s. 329) vererek bu panoramanın yükünün bölgedeki travmatik ölümsüzleştirir.

  



[1] Snobizm, en genel tanımıyla züppelik, seçkincilik veya yapmacıklık demektir. Bir kişi, sosyal statüsü, bilgi, zevk veya servet açısından kendisinden "üstün" gördüğü bir (genellikle elit tabakaya) yaranmak veya eğitimli biri gibi görünmek amacıyla tavır aldığı yapay davranışlardır. Züppe kişi, bu sırada kendi sınıfına ait olduğu veya kendinden "aşağı" gördüğü kişileri küçümser.

 

Kaynakça

Tanpınar, AH (2013). Saatleri Ayarlama Enstitüsü. İstanbul: Dergah Yayınları.