
"Korkmuş bir çocuğu sakinleştirebilmek için en başta kendinizi sakinleştirmeniz gerekir." Bruce D.Perry
İnsan yavrusu, doğadaki diğer tüm canlılardan çok daha uzun süre çevresindeki yetişkinlerin bakımına, ilgisine ve sevgisine muhtaç olarak yaşar. Doğum anında gelişimini henüz tamamlamamış olan insan beyni; dokunulma, kucaklanma, konuşulma ve güven verici insan ilişkileri sayesinde şekillenir. Ancak bir çocuk erken yaşta şiddet, cinsel istismar, kaos ya da derin bir ilgisizlikle karşılaştığında, beynin stres mekanizmaları hayatta kalabilmek için olağanüstü savunma tepkileri geliştirir. Klasik psikiyatri ve yerleşik kurumlar bu çocukların sergilediği tepkileri anlamak yerine onları ‘dikkat eksikliği’, ‘davranış bozukluğu’, ‘zeka geriliği’ veya ‘tedavi edilemez genetik beyin hasarı’ gibi tanı kalıplarıyla etiketleyip ağır ilaçlara ya da umutsuzluğa mahkûm etmiştir. Çocuk psikiyatristi Dr. Bruce D. Perry ve ödüllü yazar Maia Szalavitz tarafından kaleme alınan Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, işte bu kurumsal yanılgılara ve ezberlere meydan okuyan temel bir eserdir. Eser, beynin mimarisini ve çocukluk travmalarının nörobiyolojik köklerini sarsıcı klinik vakalarla açıklar. Perry'nin ortaya koyduğu en somut gerçek; zor durumdaki bir çocuğun zorlamalarla, cezalarla veya mekanik reçetelerle değil, ancak beynin gelişim sırasına saygı duyan sabırlı bir ilgi ve zengin insan bağlarıyla iyileşebileceğidir.
Kitap, travmanın ve erken deneyimlerin gelişmekte olan hassas beyin üzerindeki kalıcı izlerini temel bir aks olarak belirler. Perry, daha kitabın girişinde araştırmaların altını çizdiği şu can alıcı gerçeği vurgular: “Farklı hayvan çalışmaları, küçük çaplı streslerin bile, beynin mimarisi ve kimyasında dolayısıyla da davranışlarda, kalıcı izler bırakabileceğini gösterdi” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 13) ve “Benim ve diğer birçok kişinin araştırmaları bu tip olayların çocukları, yetişkinlerden çok daha fazla etkilediğini gösterdi” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 14). İnsanın doğuştan empati dolu olmadığını hatırlatan Perry, “Her insan insani değildir. Kişiler insani olmayı öğrenmelidir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 17-18) tespitini yaparak gelişimin çevreyle bağını kurar: “Bu hikayeler çocukların beyinlerinin nasıl geliştiğini ve çevrelerindeki yetişkinler tarafından nasıl belli kalıplara sokulduğunu bize gösterecektir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 18).
Perry’nin geliştirdiği Nörodizisel Yaklaşım (NMT), beynin sıralı ve basamaklı büyüme doğasına dayanır: “Beyin kökü ve arabeynin en aşağıdaki ve en merkezi kısımlan, en basit sistemlerdir. İlk onlar oluşur ve çocuk büyürken ilk onlar gelişir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 37). Buna karşılık “Beynin en üst kısmı korteks ise soyut düşünme, konuşma ve dil, planlama ve karar verme gibi en karmaşık ve en insana özgü işlevleri kontrol eder” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 38). Gelişimin altın kuralı ise şudur: “Beynin gelişiminde en temel ilke nöral sistemlerin organize olup, sıralı bir biçimde işlevsel olmalarıdır. Üstüne üstlük, daha az olgun bir bölümün organizasyonu kısmen daha aşağıdaki, daha olgun bölümlerden gelen sinyallere bağlıdır. Eğer bir sistem ihtiyacı olan şeyi ona ihtiyaç duyduğu zaman almazsa ona bağlı diğer sistemler de o an ihtiyaç duydukları uyaranları alıyor olsalar bile işlevlerini doğru bir şekilde yerine getiremezler. Sağlıklı gelişimin anahtarı doğru deneyimleri doğru zamanda, doğru miktarda almaktır” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 168). Beyin, ‘kullanıma bağlı’ bir organdır: “Bu yüzden beyninizde sürekli tekrarlanarak aktive olan sistemler değişirken, hiç aktive olmayan sistemler değişmez. Bu ‘kullanıma bağlı’ gelişim nöral dokunun en önemli özelliğidir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 47).
Eserde doğrudan ele alınan temel klinik vakalar ve odaklandıkları nörogelişimsel dinamikler şunlardır:
- Tina Vakası [Bölüm 1]: Yedi yaşındaki Tina, dört yaşından altı yaşına kadar bakıcısının 16 yaşındaki oğlunun ağır cinsel tacizine ve ölüm tehditlerine maruz kalmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 21-22). Yaşadıkları çocuğun algısını bozmuştur: “Deneyimleri ona erkeklerin ya ondan ya da annesinden seks istediğini öğretmişti. Bu yüzden Tina'ya göre benim de istediğim bu olmalıydı” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 22-23). Klasik tıp anlayışı çocuğu yüzeysel semptomlara bakarak Dikkat Dağınıklığı Bozukluğu (DEB) olarak etiketlerken (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 26), Perry sorunun gelişimsel travma olduğunu saptamıştır: “beyninin henüz gelişme çağında olduğu küçük bir yaşla, stres tepki sistemlerinin sürekli aktive edilmesinin Tina'nın durumunda, büyük bir ihtimalle hayvan modellerinde gözlemlediklerime benzer bir biçimde, beyindeki alıcılarda ciddi bir değişikliğe, hassasiyete ve fonksiyon bozukluğuna yol açtığına inanmaya başladım. Sonunda, Tina'nın semptomlannın gelişim travmasının sonuçlan olduğunu düşünmeye başladım” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 41). Dinlenme nabzı 112 olan kız sürekli tetiktedir: “Tina her yere birinin ona tekrar saldıracağının sinyallerini aramak için bakıyordu” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 41). Perry masa oyunlarıyla dürtü kontrolünü modellemiştir: “Oynadığımız basit oyunlarda daha uygun davranışları modelledim ve sürekli olarak ona aklına ilk gelen şeyi yapmadan önce durması ve düşünmesi gerektiğini öğrettim” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 43). Ancak haftada bir saatlik klasik terapinin yetersizliğiyle yüzleşmiştir: “fakat bu kadar az bir zaman diliminde genç beynine henüz çocuk yaşta sürekli tekrarlanarak, bir kalıp gibi kazınmış deneyimlerin yerine yenilerini koyamazdım” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 48).
- Sandy Vakası [Bölüm 2]: Üç yaşındayken annesinin tecavüz edilip öldürülmesine tanık olan Sandy'nin boğazı katil tarafından “Bu senin iyiliğin için ufaklık” denilerek kesilmiş, çocuk annesinin cesediyle 11 saat yalnız kalmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 51, 64). Dinlenme nabzı 120'nin üzerinde olan çocukta en küçük seste sıçrama, metal bıçak ve kapı zili korkusu mevcuttur (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 61-62). Perry, yaygın yanılgıya karşı “Çocuklar esnek doğmazlar. Esnek yapılırlar. Erken yaşlarda gelişim aşamasındaki bir beyin deneyimlere en açık olduğu dönemdedir. Olumlu veya olumsuz her deneyimden etkilenir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 57) uyarısını yapar. Çocuk kaçamayacağı için sistem ayrışmaya sığınmıştır: “Kaçmakta veya saldırmakta etkisiz bebekler ve küçük çocuklar için aşırı stres verici durumlar karşısında dissosiyasyon tepkisine çok sık rastlanır” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 69). Seanslarda Sandy, Perry'yi yere yatırarak cinayet sahnesini canlandırmış, Perry ise kontrolü tamamen çocuğa bırakmıştır: “travmatik bir deneyimin tanımlayıcı noktalarından biri ... tamamen bir kontrol kaybı ve büyük bir güçsüzlük hissidir. Sonuç olarak, kontrolü yeniden ele geçirmek travmatik stresle başa çıkmanın önemli bir yanıdır” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 72). Çocuğun içgüdüsel olarak keşfettiği ritmik sallanma davranışı ve sallanan koltukta hikaye dinleme seansları, beynin alt merkezlerini düzenleyerek iyileşmeyi sağlamıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 76).
- Davidian Tarikatı Çocukları [Bölüm 3]: Waco'da David Koresh liderliğindeki tarikat baskınında çatışmaya ve yangına maruz kalan çocukların durumunu ele alan Perry, kronik korkunun biyolojik yıkımını şöyle açıklar: “Bir kişiyi kronik korkuya maruz bırakmak, bir arabanın fren sistemini zayıflatırken ona daha güçlü bir motor takmak demektir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 89). Bu çocuklarla yapılan çalışmalar, travma sonrası zorlamacı sorgulamaların zararını göstermiştir: “Wako'dan beri yapılan araştırmalar travmatik bir olaydan hemen sonra yeni bir terapist veya danışmanla alelacele 'sorguya çekilme'nin zorlayıcı, istenmeyen ve zarar verici etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 95). İyileşmenin özü doğal bağlardadır: “En terapik deneyimlerin, 'terapi'de değil, ister benim gibi bir profesyonel ile bir çocuk arasında, ister korkmuş bir kız çocuğu ile halası arasında, ister sakin bir Teksas Ranger'ı ve hiperaktif bir çocuk arasında olsun doğal olarak gelişen sağlıklı ilişkilerde yaşandığını öğrendik” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 103). Perry sonucu tek bir cümleyle özetler: “İnsanları programlar değil, yine insanlar değiştirir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 104).
- Laura Vakası [Bölüm 4]: Dört yaşında olmasına karşın büyümesi duran Laura'nın hiçbir organik hastalığı yoktur; sorun, kendi çocukluğunda hiç şefkat görmemiş annesi Virginia'nın dokunma yoksunluğudur: “Sevgi olmadan kelimenin tam anlamıyla çocuklar büyüyemez. Laura anoreksik değildi, yalnızca gerekli fiziksel şefkatten yoksun vücudu 'istendiğini', büyümenin güvenilir olduğunu bilmeye ihtiyaç duyuyordu” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 117). Tecrübeli büyükanne figürü “Mama P.”nin anneye kucaklamayı ve şefkati öğretmesiyle birlikte tablo mucizevi şekilde değişmiştir: “Mama bizden çok önce taciz ve bakımsızlık kurbanı birçok çocuğun daha çok yaşça küçük çocuklara uygun görülen dokunulmak, kucakta sallanmak gibi fiziksel uyarıcılara ihtiyacı olduğunu fark etmişti” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 121). Sonuçta “Aynı kalori miktarı ile beslendiği halde daha önce kilo verirken şimdi yeterli fiziksel şefkati gördüğü için beyni uygun hormonları salarak kilosunun yüzde otuz beş artmasına sebep oldu” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 122).
- Leon Vakası [Bölüm 5]: Dört haftalık bir bebekken annesi tarafından karanlık bir odada saatlerce yalnız bırakılan Leon, erken ilişkisel uyaranlardan mahrum kalarak iki genç kızı katleden bir gence dönüşmüştür (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 138). Perry bu tabloyu şöyle izah eder: “Beyin, gelişebilmesi için belli bir kalıba bağlı, tekrarlayan uyarıcılara ihtiyaç duyar. Tahmin edilemeyen bir korkudan arınma, yalnızlık, rahatsızlık ve açlık bebeğin stres sistemini sürekli alarmda tutar. Korku ve ihtiyaçlarına tutarlı ve sevgi dolu bir tepki alamayan Leon, insan teması ve stresten arınma arasındaki ilişkiyi asla geliştiremedi” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 140). Duruşmada kurban yakınlarının acısını anlayamayan Leon duygusal olarak kördür: “Sanırım kalbi soğuk. İçindeki bir şeyler bozuk, kırık. Sizin gibi (kızınızın duyabileceği gibi) sevgi duymuyor... O hiçbir şey (ne iyi ne de kötü) hissetmiyor” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 152). Perry'ye göre Leon genetik bir canavar değil, “genlerinin değil çevresel koşullarının ürünü klasik bir sosyopattı” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 142).
- Justin ve Connor Vakaları [Bölüm 6]:
- Justin: 11 aylıkken kimsesiz kalıp köpek yetiştiricisi bilgisiz bir bakıcı tarafından 5 yıl boyunca bir köpek kafesinde tutulan Justin'e doktorlar geri dönüşsüz bir beyin hasarı olan ‘statik ensefalopati’ tanısı koymuşlardır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 156-157). Perry ise peşin hükümlere karşı çıkmıştır: “Justin'e eksikliklerinin uygun uyaranlar yoksunluğundan, kapasite eksikliğinden değil fırsat eksikliğinden kaynaklandığını umarak yaklaşmaya karar verdim” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 158). Bebekliğinde büyükannesinden aldığı erken sevgi sayesinde beynin alt merkezleri sağlam kalmış olan Justin, sabırlı fizik tedavi, konuşma terapisi ve temasla hızla toparlanmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 168).
- Connor: İlk 18 ay boyunca her gün 8 saat karanlık odada yalnız bırakılan Connor'a büyüdüğünde 10'dan fazla yanlış psikiyatrik tanı konmuş ve çocuk ağır ilaçlarla uyuşturulmuştur (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 163). Perry, karmaşık bilişsel tedavileri reddederek nörodizisel müdahaleyi başlatmıştır: “Öyle görünüyor ki, bebeğin şefkat dolu dokunuş ihtiyacı karşılanmadığı zaman insan teması ile zevk arasındaki bağlantı kurulamamış oluyor ve dokunulmak ciddi olarak nahoş bir deneyime dönüşebiliyordu” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 169). Önce masajla dokunma toleransı kazandırılmış, müzik ve hareketle ritim sistemleri düzenlenmiş, ardından sosyal koçlukla genç adam sağlıklı bir hayata kavuşturulmuştur (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 169-174).
- Gilmer Kasabası / Brian ve Vernon Çocukları Vakası [Bölüm 7]: Vernon ailesindeki gerçek cinsel istismar vakaları, fanatik koruyucu aileler ve ehliyetsiz kişilerin elinde hayali bir ‘Şeytani Ayin Tacizi (SRA)’ paranoyasına dönüştürülmüştür (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 189-193). Çocuklara “tutma terapisi” adı altında göğüs kafeslerine bastırılarak ve canları yakılarak zorla yalan itiraflar ezberletilmiş; masum 8 yaşındaki Brian da ailesinden koparılmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 189, 195-197, 200). Soruşturmaya dahil olan Perry, maraton koşularında kullandığı nabız monitörünü kullanarak çocukların fizyolojik tepkilerini ölçmüştür (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 204-205). Brian ailesinden koparılışını anlatırken nabzı fırlayıp ağlarken, uydurulan ‘bebek kurban etme’ yalanlarında nabzı ve duyguları tamamen sakin kalmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 206-208). Bu nesnel fizyolojik kanıtla Brian ailesine kavuşturulmuş ve masum sanıklar aklanmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 208-212).
- Amber ve Ted Vakaları [Bölüm 8]:
- Amber: Okul tuvaletinde bilinci kapalı bulunan 17 yaşındaki Amber'ın nabzı dakikada 48-52'ye düşmüş ve kalbi durmuştur (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 213-214). Çocukluğunda annesinin erkek arkadaşının tecavüzlerine uğrayan Amber, acıyla başa çıkmak için zihninde ‘Kara Ölüm / Kuzgun’ dünyasını kurmuş ve bileklerini jiletle keserek beynin doğal ağrı kesicilerini tetiklemiştir (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 220-221). Perry bu mekanizmayı şöyle açıklar: “Bir yerlerimizi kesince beyin opioid salgılar. Bu yüzden kendi kendini kesmek daha önce travmatize olduğunda dissosiyasyon yaşamış kişilere bu duruma benzer hisler yaşatır” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 224-225). Tacizcinin yıllar sonra telefon etmesiyle beyni aşırı dozda endojen opioid salgılamış ve kız komaya girmiştir: “Amber'ın fizyolojik durumu bana aşırı dozda eroin almış bir insanın durumunu hatırlattı... Acaba bu beyninin kendi salgıladığı opioidler sayesinde aşırı doz seviyesine geçmesini sağlayan had safhada bir dissosiyasyon tepkisi olabilir miydi?” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 216-217). Opioid antidotu Nalokson enjeksiyonuyla 90 saniyede hayata dönen Amber (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 217); kontrollü hipnoz ve ayna nöron odaklı sosyal koçlukla iyileşmiş ve koluna renkli çiçek dövmesi yaptırarak ‘Mavi Kuzgun’ kimliğiyle üniversiteden mezun olmuştur (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 232, 238).
- Ted: Çocukluğunda annesinin dövülmesine şahit olan 16 yaşındaki Ted, ergenlikte maço erkek ses ve jestleriyle karşılaştığında aşırı dissosiyatif bayılma nöbetleri geçirmiştir (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 226). Perry, opioid bloke edici ilaçlar ve güvenli ortama aşamalı maruz bırakma yöntemiyle bayılmaları tamamen ortadan kaldırmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 227-228).
- James Vakası [Bölüm 9]: Evlat edinen annesi Merle tarafından balkondan atılan ve zorla bir şişe antidepresan içirilerek helikopterle hastaneye kaldırılan 6 yaşındaki James, annesi tarafından ‘Reaktif Bağlanma Bozukluğu (RBB)’ yaşayan tehlikeli bir çocuk olarak tanıtılmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 242-243). Perry ve asistanı Stephanie, James'in gösterdiği sıcak ve bağlanmaya açık tavırları görünce şüphelenmiştir: “Eğer bir çocukta RBB varsa, iletişim ve bağlanma eksikliği iki taraf için de söz konusu olur. İnsan ilişkilerinde karşılıklı bir nörobiyoloji söz konusudur. Buna 'ayna nöronlarımız' yol açar... James bana ve Stephanie'ye kendini öyle sevdirmişti ki, onda gerçek bir RBB olamazdı” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 244-245). Yoğun bakımda bilinci açılan James, “Anne yalan söylüyor. Anne benim canımı yakıyor. Lütfen polisi arayın” diyerek gerçeği açıklamıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 246). Perry, annenin ilgi çekmek için çocuğunu zehirlediğini tespit etmiştir: “Merle'in Munchausen sendromu denilen bir hastalığı olduğu ortaya çıktı... Munchausen sendromunda, hasta başka bir kişiyi de (genellikle bir çocuğu) hasta etmeye çalışarak yine aynı şekilde ilgi uyandırmaya çalışır” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 249). James ve kardeşlerinin velayeti aileden kalıcı olarak alınmıştır.
- Peter Vakası [Bölüm 10]: Rusya’daki bir yetimhanede 3 yıl boyunca steril karyolalarda tutularak insani temastan mahrum kalan 7 yaşındaki Peter, bilişsel olarak zeki olmasına rağmen sosyal açıdan 2-3 yaşındaki bir bebek seviyesindedir (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 256, 258). Okulda dışlanan çocuk için Perry ebeveynlere şu temel ilkeyi açıklamıştır: “Beyin gelişiminin büyük bir kısmı hayatın ilk üç yılında tamamlanır... Beyin aşağıdan yukarıya doğru organize olmuştur... Anahtar nokta, Peter'a kronolojik yaşına göre değil gelişimsel yaşına göre anne babalık yapılması” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 261-262). Perry, birinci sınıf öğrencilerine beynin bir kas gibi çalıştığını ve Peter'ın bebeklik koşullarını anlatan bir sunum yapmıştır: “Sınıf arkadaşları onu acayip ve korkutucu bir çocuk olarak görüyorlardı... İnsanlar anlamadıklarından korkarlar. Bilinmeyen bizi korkutur... Çocuklar birinin neden tuhaf davrandığını anlarlarsa, genelde ona daha fazla şans verirler” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 263-264, 269). Akranlar dışlamak yerine Peter'ın koruyucusu ve doğal terapisti haline gelmiş, çocuk hızla iyileşmiştir.
Kitabın sunduğu vakalar zinciri, insan beyninin hem travmaya karşı ne kadar savunmasız olduğunu hem de sevgi dolu bir çevrede ne denli güçlü bir toparlanma yeteneğine (nöroplastisiteye) sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Dr. Bruce Perry’nin ulaştığı nihai sentez, 11. Bölümde modern toplumun en büyük açmazını gözler önüne serer: “Şu an yaşadığımız dünya biyolojik olarak saygısız bir dünya” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 273). İnsanlık tarihi boyunca çocuk bakımını üstlenen geniş aile ağları ve komşuluk bağları (“alloebeveynlik”) modern dünyada yok olmuş, ebeveynler ve çocuklar yapayalnız bırakılmıştır (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 277). Travma en çok insan bağlarını parçalar; bu nedenle iyileşme de ancak o bağların yeniden kurulmasıyla mümkündür: “Felaketlerin en travmatik yanları, insan bağlarını paramparça etmeleridir... Travmatize olmuş çocukların en önemli iyileşme deneyimleri terapide oluşmadığını gösteriyor... Gerçek iyileşme ve toparlanma... kalıcı, sevgi dolu ilişkiler olmadan mümkün olmaz” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 271-272).
Beyin sadece tekrarlanan deneyimlerle şekillenir: “Beyin, belli bir kalıba bağlı, tekrarlayan deneyimlere tepki verirken değişir... Ceza, zorlama ve yoksun bırakmaların çocukları tekrar travmatize ederek sorunlarını arttırdığını kabul eden program ve kaynaklara ihtiyacımız var” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 285-287). Sonuç olarak çocukları iyileştiren şey klinik odalarındaki parlak cümleler ya da kimyasal maddeler değildir; sabırlı, tutarlı ve şefkatli bir topluluktur. Perry'nin tüm kitabı özetleyen o yalın ve güçlü cümlesi bu hakikati mühürler: “İlişkiler değişimin aracıdırlar ve en etkili terapi insan sevgisidir” (Perry ve Szalavitz, 2012, s. 270).
Kaynakça
Perry, B. D. ve Szalavitz, M. (2012). Köpek gibi büyütülmüş çocuk: Bir çocuk psikiyatristinin not defterinden iyileşme hikâyeleri (E. Söğüt, Çev.). Okuyan Us Yayınları.
Eserden Alıntılar
“Farklı hayvan çalışmaları, küçük çaplı streslerin bile, beynin mimarisi ve kimyasında dolayısıyla da davranışlarda, kalıcı izler bırakabileceğini gösterdi.” (s. 13)
“Benim ve diğer birçok kişinin araştırmaları bu tip olayların çocukları, yetişkinlerden çok daha fazla etkilediğini gösterdi.” (s. 14)
“Bu travmatik olaylar sırasında veya sonrasında, yetişkinlerin çocuklara karşı gösterdiği tutum bu olayların sonuçlarını olumlu ve olumsuz olarak etkilemektedir.” (s. 16)
“Sonuçta çocuklann yaşadıklan bu fiziksel, psikolojik ve duygusal travmalan alt edip edememelerini belirleyen unsur, çevrelerindeki insanların, özellikle de onlann güvenebileceği yetişkinlerin bu çocuklann yanlannda cesaret ve sevgiyle durup onlara destek verip vermediğidir.” (s. 17)
“Her insan insani değildir. Kişiler insani olmayı öğrenmelidir.” (s. 17-18)
“Bu hikayeler çocukların beyinlerinin nasıl geliştiğini ve çevrelerindeki yetişkinler tarafından nasıl belli kalıplara sokulduğunu bize gösterecektir.” (s. 18)
“Gelişme sürecinde (ana rahmindeki ilk hareketlenmelerden erken yetişkinliğe kadar) tüm bu karmaşık hücreler (ve daha farklı tipte olanlan da vardır) uzmanlaşmış ağlar olarak organize olmak durumundadır.” (s. 37)
“Beyin kökü ve arabeynin en aşağıdaki ve en merkezi kısımlan, en basit sistemlerdir. İlk onlar oluşur ve çocuk büyürken ilk onlar gelişir.” (s. 37)
“Beynin en üst kısmı korteks ise soyut düşünme, konuşma ve dil, planlama ve karar verme gibi en karmaşık ve en insana özgü işlevleri kontrol eder.” (s. 38)
“beyninin henüz gelişme çağında olduğu küçük bir yaşla, stres tepki sistemlerinin sürekli aktive edilmesinin Tina'nın durumunda, büyük bir ihtimalle hayvan modellerinde gözlemlediklerime benzer bir biçimde, beyindeki alıcılarda ciddi bir değişikliğe, hassasiyete ve fonksiyon bozukluğuna yol açtığına inanmaya başladım. Sonunda, Tina'nın semptomlannın gelişim travmasının sonuçlan olduğunu düşünmeye başladım.” (s. 41)
“Oynadığımız basit oyunlarda daha uygun davranışları modelledim ve sürekli olarak ona aklına ilk gelen şeyi yapmadan önce durması ve düşünmesi gerektiğini öğrettim.” (s. 43)
“Hafıza, deneyimi zaman içinde taşıma kapasitesidir.” (s. 44)
“Bu ayrıca erken yaşta yaşanan deneyimlerin etkilerinin sonraki yaşlarda yaşanan deneyimlerin etkilerine göre çok daha kuvvetli olacağı anlamına gelir.” (s. 46)
“Bu yüzden beyninizde sürekli tekrarlanarak aktive olan sistemler değişirken, hiç aktive olmayan sistemler değişmez. Bu 'kullanıma bağlı' gelişim nöral dokunun en önemli özelliğidir.” (s. 47)
“fakat bu kadar az bir zaman diliminde genç beynine henüz çocuk yaşta sürekli tekrarlanarak, bir kalıp gibi kazınmış deneyimlerin yerine yenilerini koyamazdım.” (s. 48)
“Çocuklar esnek doğmazlar. Esnek yapılırlar. Erken yaşlarda gelişim aşamasındaki bir beyin deneyimlere en açık olduğu dönemdedir. Olumlu veya olumsuz her deneyimden etkilenir.” (s. 57)
“Kaçmakta veya saldırmakta etkisiz bebekler ve küçük çocuklar için aşırı stres verici durumlar karşısında dissosiyasyon tepkisine çok sık rastlanır.” (s. 69)
“travmatik bir deneyimin tanımlayıcı noktalarından biri (kişinin ondan kaçınacak başka bir yol olmadığı için dissosiyasyona sığınmasına sebep olan en travmatik olanı) tamamen bir kontrol kaybı ve büyük bir güçsüzlük hissidir.” (s. 72)
“Bir kişiyi kronik korkuya maruz bırakmak, bir arabanın fren sistemini zayıflatırken ona daha güçlü bir motor takmak demektir.” (s. 89)
“Korkmuş bir çocuğu sakinleştirebilmek için en başta kendinizi sakinleştirmeniz gerekir.” (s. 90)
“Wako'dan beri yapılan araştırmalar travmatik bir olaydan hemen sonra yeni bir terapist veya danışmanla alelacele 'sorguya çekilme'nin zorlayıcı, istenmeyen ve zarar verici etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır.” (s. 95)
“İnsanları programlar değil, yine insanlar değiştirir.” (s. 104)
“Sevgi olmadan kelimenin tam anlamıyla çocuklar büyüyemez. Laura anoreksik değildi, yalnızca gerekli fiziksel şefkatten yoksun vücudu 'istendiğini', büyümenin güvenilir olduğunu bilmeye ihtiyaç duyuyordu.” (s. 117)
“Mama bizden çok önce taciz ve bakımsızlık kurbanı birçok çocuğun daha çok yaşça küçük çocuklara uygun görülen dokunulmak, kucakta sallanmak gibi fiziksel uyarıcılara ihtiyacı olduğunu fark etmişti. Bu çocuklarla yaşlarını temel alarak değil, erken yaşlarda ve onlar için önemli süreçlerde kaçırdıklarını ve şu anki ihtiyaçlarını temel alarak etkileşim kurulması gerektiğini anlamıştı.” (s. 121)
“Aynı kalori miktarı ile beslendiği halde daha önce kilo verirken şimdi yeterli fiziksel şefkati gördüğü için beyni uygun hormonları salarak kilosunun yüzde otuz beş artmasına sebep oldu.” (s. 122)
“Beyin, gelişebilmesi için belli bir kalıba bağlı, tekrarlayan uyarıcılara ihtiyaç duyar. Tahmin edilemeyen bir korkudan arınma, yalnızlık, rahatsızlık ve açlık bebeğin stres sistemini sürekli alarmda tutar. Korku ve ihtiyaçlarına tutarlı ve sevgi dolu bir tepki alamayan Leon, insan teması ve stresten arınma arasındaki ilişkiyi asla geliştiremedi.” (s. 140)
“Bana göre genlerinin değil çevresel koşullarının ürünü klasik bir sosyopattı (psikiyatrik teşhisi antisosyal kişilik bozukluğudur).” (s. 142)
“Justin'e eksikliklerinin uygun uyaranlar yoksunluğundan, kapasite eksikliğinden değil fırsat eksikliğinden kaynaklandığını umarak yaklaşmaya karar verdim.” (s. 158)
“Beynin gelişiminde en temel ilke nöral sistemlerin organize olup, sıralı bir biçimde işlevsel olmalarıdır. Üstüne üstlük, daha az olgun bir bölümün organizasyonu kısmen daha aşağıdaki, daha olgun bölümlerden gelen sinyallere bağlıdır. Eğer bir sistem ihtiyacı olan şeyi ona ihtiyaç duyduğu zaman almazsa ona bağlı diğer sistemler de o an ihtiyaç duydukları uyaranları alıyor olsalar bile işlevlerini doğru bir şekilde yerine getiremezler. Sağlıklı gelişimin anahtarı doğru deneyimleri doğru zamanda, doğru miktarda almaktır.” (s. 168)
“Öyle görünüyor ki, bebeğin şefkat dolu dokunuş ihtiyacı karşılanmadığı zaman insan teması ile zevk arasındaki bağlantı kurulamamış oluyor ve dokunulmak ciddi olarak nahoş bir deneyime dönüşebiliyordu.” (s. 169)
“Nasıl yürümek gibi daha üst seviyedeki motor işlevleri beyin kökü gibi daha alttaki beyin bölümlerinin ritmik düzenine bağlıysa, daha ileri sosyal yetenekler en temel sosyal derslerin öğrenilmesine bağlıdır.” (s. 177)
“Bir yerlerimizi kesince beyin opioid salgılar. Bu yüzden kendi kendini kesmek daha önce travmatize olduğunda dissosiyasyon yaşamış kişilere bu duruma benzer hisler yaşatır.” (s. 224)
“Eğer bir çocukta RBB varsa, iletişim ve bağlanma eksikliği iki taraf için de söz konusu olur. İnsan ilişkilerinde karşılıklı bir nörobiyoloji söz konusudur. Buna 'ayna nöronlarımız' yol açar... James bana ve Stephanie'ye kendini öyle sevdirmişti ki, onda gerçek bir RBB olamazdı.” (s. 244-245)
“Merle'in Munchausen sendromu denilen bir hastalığı olduğu ortaya çıktı... Munchausen sendromunda, hasta başka bir kişiyi de (genellikle bir çocuğu) hasta etmeye çalışarak yine aynı şekilde ilgi uyandırmaya çalışır.” (s. 249)
“Beyin gelişiminin büyük bir kısmı hayatın ilk üç yılında tamamlanır... Beyin aşağıdan yukarıya doğru organize olmuştur... Anahtar nokta, Peter'a kronolojik yaşına göre değil gelişimsel yaşına göre anne babalık yapılması.” (s. 261-262)
“İlişkiler değişimin aracıdırlar ve en etkili terapi insan sevgisidir.” (s. 270)
“Felaketlerin en travmatik yanları, insan bağlarını paramparça etmeleridir... Travmatize olmuş çocukların en önemli iyileşme deneyimleri terapide oluşmadığını gösteriyor... Gerçek iyileşme ve toparlanma... kalıcı, sevgi dolu ilişkiler olmadan mümkün olmaz.” (s. 271-272)
“Şu an yaşadığımız dünya biyolojik olarak saygısız bir dünya.” (s. 273)
“Beyin, belli bir kalıba bağlı, tekrarlayan deneyimlere tepki verirken değişir... Ceza, zorlama ve yoksun bırakmaların çocukları tekrar travmatize ederek sorunlarını arttırdığını kabul eden program ve kaynaklara ihtiyacımız var.” (s. 285-287)

