KKÜ İTBF. Felsefe Bölümü +90 318 3574242 (4114) Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Karl Groos- The Play Of Man

Oyun, pratik yaşamın ciddi ve zorunlu hedeflerinden görünüşte bağımsız olsa da aslında gelecekteki yaşama hazırlık işlevi gören ve oyuncunun bakış açısından kendi amaçları içinde anlam kazanan bir eylemdir.


Karl Groos’un klasikleşmiş eseri 'The Play of Man' (İnsanın Oyunu), oyun kavramını salt bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp insanın biyolojik ve psikolojik gelişiminin merkezine yerleştiren önemli bir çalışmadır. Groos, oyunu basit bir enerji patlaması veya soyut bir genel dürtü olarak görmek yerine, onu doğal ve kalıtsal bir dürtünün ürünü olarak ele alır. Groos, oyunun görünürde pratik hedeflerden ve yaşamın ciddi gayelerinden bağımsız olduğunu şu sözlerle ifade eder: "Objektif olarak bakıldığında, bu tür bir oyunun bireyin gerçek, pratik olarak yönlendirilmiş yaşamından kopuk göründüğü inkar edilemez... Hiç kimse oyun alanının dışındaki gerçek bir çaba nesnesini elde etmek için oynamaz. Oyunun tüm nesneleri kendi sınırları içinde yer alır." 1

Groos, bu eserinde oyunun kendi sınırları içinde kalmasının, onun yaşama hazırlık işlevini gölgelemediğini vurgular. Bu açıdan da bu çalışmada oyunun doğası biyolojik ve psikolojik iki temel ölçütle tanımlanır. Biyolojik açıdan oyun, ileride yaşamsal önem taşıyacak içgüdülerin geleceğe hazırlık niteliğindeki pratiğidir; psikolojik açıdan ise haz tarafından yönlendirilir. Groos bu uyumu şöyle formüle eder: "Oyunun biyolojik ölçütü, özel içgüdünün ciddi bir şekilde uygulanmasıyla değil, ona hazırlık niteliğindeki pratikle ilgilenmesidir. Bu tür bir pratik her zaman belirli ihtiyaçlara yanıt verir ve haz verici duygularla birliktedir. Psikolojik ölçüt de bununla uyuşur; yani, bir eylem yalnızca sağladığı haz nedeniyle gerçekleştirildiğinde, ortada oyun vardır." 2 Bu teorik çerçeveyle Groos, Schiller-Spencer kökenli artı-enerji teorisini de aşarak, asıl itici gücün içgüdüsel hazırlık olduğunu savunur.

The Play of Man'de çocukluk dönemi, evrimsel gelişim ve hayatta kalma bağlamında son derece kritik bir evre olarak incelenir. Gelişmiş bir canlının karmaşık çevresine uyum sağlaması için salt mekanik içgüdülerin yeterli olmadığını savunan Groos, bu eksikliğin oyunla giderildiğini belirtir: "Burada kendimi yalnızca şunu kısaca belirtmekle sınırlandırıyorum ki, çocuk oyununda... hayvana [çocuğa], doğuştan gelen eğilimlerin egzersizi yoluyla, karmaşık çevresine uyum sağlama edinimindeki mirasını güçlendirme ve artırma fırsatı verilir; bu, yalnızca salt mekanik içgüdü ile ulaşılamayacak bir başarıdır." 3 Groos, bebeklerin ilk aylardaki kağıt hışırdatma veya ayaklarını tutma gibi nesne ve beden keşiflerini "oyuncu deneyler" olarak adlandırarak, bu görünüşte amaçsız hareketlerin zihinsel gelişim ve gerçekliğin kavranmasında vazgeçilmez bir araç olduğunu ortaya koyar.

Groos'un bu kitabının en dikkat çekici kısımlarından biri de oyun türlerinin, temelinde yatan dürtülere göre sistematik biçimde sınıflandırılmasıdır. Groos, bireyin kendi bedeni üzerinde ustalaşmasını sağlayan dürtüler ile diğer canlılarla olan sosyal ilişkilerini düzenleyen rekabetçi dürtüleri birbirinden ayırır. Yazar, itiş kakış ve boğuşma gibi fiziksel mücadelelerin organizmanın sosyal uyumundaki kritik evrimsel önemini vurgulayarak bunları şu kategoriye yerleştirir: "İkinci gruba ise mücadele ve cinsel dürtüleri, taklidi ve bunlarla yakından bağlantılı sosyal eğilimleri atfediyoruz." 4

Groos'a göre "ilkel güç alanlarını mümkün olduğunca genişletme dürtüsü, insanları etraflarında bulunan nesnelerin fethine ve kontrolüne yöneltir." 5 Bu temel dürtünün, çocukları önce nesnelerin kontrolüne yönelttiğini belirten Groos; nesneleri itip çekme eylemlerinin ilerleyen yaşlarda akranlarla girilen ve yetişkinlikteki rekabetçi davranışlara hazırlık niteliği taşıyan "boğuşma" oyunlarına dönüştüğünü şu gözlemiyle aktarır: "Sırf eğlence olsun diye yapılan kışkırtmasız itişip kakışma (boğuşma) nadiren üçüncü yıldan önce ortaya çıkar; oysa genç ayılar, köpekler ve diğer hayvanlar bu tür oyunlara neredeyse anında başlarlar. Bu gençlik itiş kakışında asıl amaç, rakibini yere sermek ve onu bu çaresiz pozisyonda tutmaktır." 6 Groos ayrıca bu itiş kakışlar içindeki eylemlerin sosyal öğrenmeyle olan bağına da dikkat çeker: "Çocuklar sıklıkla, aslında taklitçi bir oyun olan itme ve çekme kombinasyonunu kullanırlar." 7

Sonuç olarak Karl Groos'un 'The Play of Man' adlı çalışması, oyunu ve çocukluktaki fiziksel mücadeleleri basit birer hareketlilik olarak değil, organizmanın karmaşık çevreye uyumunu kolaylaştıran hayati bir prova olarak okura sunan, alanının en güçlü akademik ve evrimsel incelemelerinden biridir. Bununla birlikte The Play of Man, hem psikolojik hem de biyolojik pencerelerden bakarak çocukluktaki oyun pratiklerinin, özellikle de akranlarla girilen boğuşma ve güç denemelerinin yetişkinlikteki davranış modellerini nasıl şekillendirdiğini anlamak için dikkate değer bir zemin inşa etmektedir.

 

Alıntıların İngilizcesi

1) "It is undeniable that, objectively considered, such play appears to be detached from the real, practically directed life of the individual... No one plays to attain what is a real object of effort outside of the sphere of play. All the objects of play lie within its own bounds."

2) "The biological criterion of play is that it shall deal not with the serious exercise of the special instinct, but with practice preparatory to it... The psychological criterion corresponds with it; thus, when an act is performed solely because of the pleasure it affords, there is play."

3) "Here I confine myself to remarking briefly that in child’s play... opportunity is given to the animal, through the exercise of inborn dispositions, to strengthen and increase his inheritance in the acquisition of adaptations to his complicated environment...”

4) “To the second group we assign the fighting and sexual impulses, imitation, and the social dispositions closely connected with these.”

5) "The primitive impulse to extend the sphere of their power as far as possible leads men..."

6) “Unprovoked tussling merely for the fun of the thing seldom appears earlier than the third year... In this youthful tussling the chief aim is to throw one’s opponent to the ground and to hold him in this helpless position.”

7) “Children frequently make use of a combination of pulling and pushing, which is really imitative play.”

 

KAYNAKÇA

Groos, K. (1914). The Play of Man (E. Baldwin, Trans.). D. Appleton and Company.