
Sevgi (love)...kişinin kendi benliğinin üzerine yerleştirdiği bir sevgiyse ahlaksızcadır. Ahlaksızdan da öte, imkansızdır. Çünkü sizden herkesi ayrım gözetmeksizin sevmeniz istendiğinde, yani insanları hiçbir standart olmadan, herhangi bir değerleri veya erdemleri olup olmadığına bakılmaksızın sevmeniz istendiğinde, aslında hiç kimseyi sevmemeniz isteniyordur. Ayn Rand

Simone de Beauvoir’ın Paris merkezli Batı felsefesinde kuramsallaştırdığı ataerkil baskı mekanizmaları ve kadının "Öteki" olarak konumlandırılması sorunu; Doğu’nun geleneksel ve muhafazakâr kodları içerisinde, Furûğ Ferruhzâd’ın edebi dünyasında şiirin imgesel diliyle estetik bir nitelik kazanır.

"Kadın, erkeğe göre belirlenir ve farklılaştırılır, oysa erkek kadına göre belirlenmez ve farklılaştırılmaz; kadın, esas olanın karşısında esas olmayan olandır. Erkek Özne’dir; erkek ‘Mutlak’tır. Kadın ise ‘Öteki’dir"

'Zombi’ burada biyolojik bir yaşayan ölü değil, “kendi kötü niyetini inkâr eden... ve o olmadığı şeye ulaşmayı amaçlayan” diğer bir ifadeyle ‘otantik olmayan’ (inauthentic) insandır.

Yaygın kanının aksine, şeffaflık güven yaratmaz; güveni gereksiz kılar. Güven, "bilmek ve bilmemek" arasındaki o ara bölgede, öteki hakkındaki bilgisizliğe rağmen kurulan olumlu ilişkidir. Byung-Chul Han

Arthur Schopenhauer’in ‘Aşkın Metafiziği’ adlı eserinde ortaya koyduğu 'aşk' kavramı; şairlerin ve sanatçıların betimlediği göksel bir duygu durumundan ziyade, türün devamlılığını garanti altına alan biyolojik bir stratejidir.