
Egoizm Nedir, Ne Değildir? *
"Egoist olmaksızın egotist’ ve ‘egotist olmaksızın da egoist olabilir."
Etimolojik olarak Yunanca ‘ego’ (εγo) kavramından türetilen ‘egoizm’, Fransızcada ‘egoisme’ ve İngilizcede ‘egoism’ şeklinde kullanılmış; Türkçeye ‘egoizm’ olarak geçmiştir. Bu kelime çoğunlukla ‘bencillik’ ve ‘hep kendinden söz eden’ anlamlarına gelmektedir (Nişanyan, 2009, s. 153). Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne baktığımızda ise egoizm, “bencillik” olarak tanımlanmaktadır[1].
İngilizce sözlüklere bakıldığında, iç içe girmiş olan ‘egoizm’ ve ‘egotism’ kavramlarıyla karşılaşılır. Özellikle ‘egotism’ kelimesinin ‘insanın sadece kendini düşünmesi’ ve ‘kendisini diğer insanlardan daha iyi ve daha önemli görmesi’ anlamlarını taşıdığı anlaşılır (Cambridge University, 2003, s. 392). Bu bilgiler ışığında gündelik konuşma dilinde ‘egoism’ ve ‘egotism’in kaçınılmaz bir şekilde eş anlamlı kelimeler olarak birbirlerinin yerine kullanıldığı görülebilir. Fakat egoizmin, felsefi düzlemde ele alınması ve etik ile bağının ne boyutta olduğunun net bir şekilde gözler önüne serilmesi isteniyor ise bu iki kavram arasındaki farkların belirlenmesi zaruriyet içermektedir. Çünkü egoizmin egotizmle az da olsa bir bağı olduğu kabul edilse bile bu iki kavram, birbirilerinden net bir şekilde ayrılmaktadırlar. Şöyle ki; eğer bir ‘Ben’ her vakit kendi önemini abartıyor, diğer insanların ilgi odağı olmak anlamında tüm ilgilerin merkezinde kendisinin olması gerektiğini düşünüyor, abartılmış bir egoya sahip olduğunu göstermek için elinden geleni yapıyorsa bu kişiye ‘egotist’, düşünce yapısına da ‘egotizm’ demenin daha uygun olduğu anlaşılır. Bu açıdan tabiri caizse ‘egotist’ gerçekten sevilmeyen bir kişiyi ifade edebilir. Fakat buna karşın ‘egoizm’, ‘Ben’in eylemlerinin ahlaki açından doğruluğunun gerekliliği ve yeterliliğiyle ilgili şartların neler olabileceğini ortaya koymaya çalışan öncelikle felsefi, sonrasında etik bir teori olarak anlaşılmaktadır (Feldman, 1978, s. 84) . Bu noktada aralarında az da olsa bir bağ bulunan egoizm ve egotizmin hem kavramsal hem de mantıksal açıdan birbiriyle alakası olmadığı açıkça görülebilir. Kısacası bu bilgiler ışığında bu durumu şu şekilde formüle etmek mümkündür: Bir kişi ‘egoist olmaksızın egotist’ ve ‘egotist olmaksızın da egoist olabilir.’ (Feldman, 1978, s. 84). Çalışmamız boyunca bu ayrımın göz önünde bulundurulması, problemin daha net anlaşılabilmesi adına önemlidir.
Günlük söylemde sıklıkla egoizm ile karıştırılan bir diğer kavramın da ‘narsisizm’ olduğu ileri sürülebilir. Narsisizm daha detaylı incelendiğinde durumun oldukça farklı olduğu ortaya çıkmaktadır. Amerikan Psikoloji Derneği tarafından da psikolojik bir rahatsızlık olarak kabul (Vaknin, 2007, s. 28) edilen narsisizm, “kişinin diğer herkesi dışlayarak kendine aşık olması ve saplantı haline getirmesi, egotistçe ve acımasızca haz, hakimiyet ve hırs peşinde koşması anlamına gelen ve yaşam boyu süren bir özellik ve davranış örüntüsü” (Vaknin, 2007, s. 35) şeklinde tanımlanmaktadır. Burada narsisizm tanımı içinde geçen ‘egotist’ kavramına odaklanmak önemlidir. Bu açıdan bakıldığında, ‘egotist’ ile ‘narsist’ arasında bir ilişki olduğu ortaya çıkmaktadır. ‘Egotist’, ‘narsist’e benzer şekilde, derin bir öz-sevgi sergileyen ve dikkati yalnızca kendisine çekmeye çalışan bir karakterdir. İkisi arasındaki tek benzerlik tabi ki bu değildir. Bu çalışma açısından bunlar arasındaki önemli olan ortak nokta ise her ikisinin de tipik olarak tanımlandığı şekliyle etik karakteri temsil etmemesidir. Buna karşılık, ‘egoist’ etik bir karaktere sahip olduğunu ileri sürer. Bu konuya netlik kazandırmak adında egoizmin kavramsal sınırlarını daha da net çizmek gerekir ki bunun için felsefe sözlüklerine de bakmanın yararı olacaktır.
Felsefe sözlüklerine bakacak olursak, ‘egoizm’in “her insanın kendi iyiliğini gözetmesi ve kendi çıkarlarını hayata geçirmesi gerektiğini, yaşamdaki en yüksek iyinin kişinin kendi için tüm tatminleri karşılaması ya da gerçekleştirmesi olduğunu, kalan tüm değerlerin bundan çıktığını savunan anlayış.” (Cevizci, 2002a, s. 337) şeklinde ifade edildiği görülebilir. Bu ifadelere ek olarak Süleyman Hayri Bolay ise egoizmi, ahlakta yer alan ahlaki değerleri yok sayan bir davranış biçimi ve insanın kendi çıkarlarını toplumsal ilişkilerinde daima öne çıkarması, şeklinde ifade eder; hatta Süleyman Hayri Bolay, egoizmi insanın kendi ‘Ben’ini hayatın merkezine koyma eğilimi olarak açıklar (Bolay, 2013, s. 43). Feldman’ın yukarda bahsettiği ayrım doğrultusunda Süleyman Hayri Bolay’ın tanımı ‘egotist’e daha uygun düşmektedir.
Felsefi sahanın daha da derinlerine inerek etik alana doğru eğilecek olursak özellikle normatif bir etik[2] teori bağlamında herkesin kendi ilgisini (self-Interest) göz önüne alarak eylemde bulunması gerektiği iddiasını taşıyan egoizm için insan, kendisine yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapma yükümlülüğünü taşır. Öyle ki bu durum insanın kendine karşı ahlaki bir sorumluluğudur. Dolayısıyla bu sorumluluk gereği kendi yararına olmadığı müddetçe bir fail olarak kişi, eylemi gerçekleştirmek için herhangi bir ahlaki zorunluluğa sahip değildir (Feldman, 1978, s. 80). Bu yüzden egoist, varlık koşulu gereği kendi refahını maksimize edebilecek şekilde eylemde bulunması gerektiğine inanan ve bunun için de elinden geleni ortaya koyacak biçimde hareket eden bir şahsiyet olarak karşımıza çıkar. Bu noktada etik bir teori olduğunu iddia eden egoizme daha yakından temas edebilmek adına bu yaklaşımın felsefi sahadaki farklı kategorilerine değinmek gerekebilir.
Felsefi bir teori olarak baktığımızda egoizmin etik sahada çalışma yapan bazı araştırmacılar tarafından iki temel kategori içerisinde ele alındığı görülür (Campbell, 2001, s. 446-450). Bunlardan ilki yukarıda açıklaması bir nebze yapılmaya çalışılmış olan normatif olanıdır, diğeri ise onun psikolojik boyutudur. Normatif kategori, egoizme ahlaki bir nitelik kazanma imkanının kapılarını açarken; psikolojik kategori, sıklıkla insanın doğasına vurgu yaparak kişinin yalnızca kendi ilgisine göre hareket ettiğini düşünür. Özellikle psikolojik egoizme örnek olarak Thomas Hobbes’un insanın her daim haz peşinde koşan ve acıdan kaçınan bir güdüde hareket ettiği düşüncesi verilebilir. (Campbell, 2001, s. 446) Hobbes’un bu konudaki fikrilerine çalışmanın üçünü bölümünde etraflıca yer verilecektir.
Psikolojik egoizmin aksine normatif kategori, insanın doğasını ön plana çıkarmaksızın, insanların kendi ilgileri için davranmaları gerektiğinin altını çizmeye çalışır. Yani tavsiye eder. Bu açıdan bu kategorideki egoizmi, etik egoizm olarak isimlendirmek mümkündür (Campbell, 2001, s. 446). Etik egoizm, kişinin nihai anlamda yalnızca kendi refahını araması gerektiğinin önemini ortaya koymaya çalışır. Bu açıdan egoizmin bu kategorisi, ‘değerli tek şeyin bireyin kendi için yine kendi refahının olduğunu’ ve ‘bu doğrultuda hareket etmesi gerektiğini’ temel ilke olarak kabul eder (Runes, 1942, s. 88). Buna karşın insanın doğasına odaklanan ve en basit ifadeyle bir güdü olarak kişinin kendi refahına duyduğu arzuyu merkeze alan psikolojik egoizm (Runes, 1942, s. 88), insanın her zaman kendi iyiliğini aramak zorunda olduğunu varsayar. Fakat psikolojik kategoriye nazaran etik egoizm, insanın kendi iyiliğini araması gerektiğini vurgular. Burada ‘gerekli’ ifadesi önem taşımaktadır çünkü bizi ahlaki açıdan ‘yapabilir’e götürür. Bu da yapılması istenen bir eylem için failin yapıp yapmama konusunda bir seçeneğinin olduğu anlamına gelir. (Nielsen, 1959, s. 502) Seçenek beraberinde iradeyi doğurur. İşte tam da burada ‘gereklilik’le birlikte egoizmin, normatif etiğin alanına sıçradığı daha net bir şekilde görülebilmektedir.
Etiğin normatif alanında kendine yer bulan egoizm, ahlaki duruşunu sağlamlaştırsa da böyle bir niteliğe ulaşmasının pek de kolay olmadığı anlaşılmaktadır. Öyle ki onun süreç boyunca kendi içinde farklılaşmalar da yaşadığı açıkça görülmektedir. Bu farklılaşmaların nedeni, gelen eleştirilerin yoğunluğu olabileceği gibi bütün bunlar teorinin kendi doğasından da kaynaklanabilir. Sebebi her ne olursa olsun, bu noktada net olan husus, normatif egoizmin kendi içinde evrimleştiği iddiasının pek de yanlış olmayacağıdır. Özellikle ilk mertebe olan etik egoizmin dahi kendi içinde kişisel, bireysel ve evrensel (Philosophy.lander.edu, 2024) olarak ayrılmış olması ve en nihayetinde rasyonel egoizm (Campbell, 2001, s. 448) şeklinde kendini göstermesi, egoizmin kendi içindeki yetkinleşme sürecini açıkça ortaya koymaktadır.
Egoizm tanımları, genel olarak değerlendirildiğinde problemin merkezinde insanın bulunduğu anlaşılır. Alt kategorilerinin birbirlerinden ayrılma noktası, insan ile eylem arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuyla alakalıdır. Bu ilişkinin ‘Ahlaki Gereklilikle’ mi, ‘Rasyonel Gereklilikle’ mi yoksa ‘Güdüsel Bir Zorunluluk’ şeklinde mi kurulduğu bu ayrımın belirleyicisidir. İlkinde etik, ikincisinde rasyonel üçüncüsünde ise psikolojik olan tür karşımıza çıkar. Bunlar arasındaki farkı daha net ifade etmek gerekirse, psikolojik egoizmde bir eylemin faili olarak insanın içindeki itici gücün etkisiyle her daim kendi ilgisi doğrultusunda hareket edeceği inancı hakimdir. Bu açıdan psikolojik egoizm, insanın başka türlü bir davranışta bulunmasının imkansızlığını vurgular (Audi, 1999, s. 255). Açıkça anlaşıldığı üzere burada alternatifsizlik kendini göstermektedir. Fakat etik alanda var olabilmekten bahsediyorsak kurallara bilinçli bir şekilde bağlı kalmanın yanı sıra, bir alternatif oluşturması açısından bu kuralları çiğnemenin de olasılık dahilinde olması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır (Mulholland, 1989, s. 546). Tam da burada etik egoizmin insanın kendi iyiliğini düşünerek hareket etmesi gerektiği varsayımı, ona böyle bir alternatif sunar. Son olarak rasyonel kategoriye bakıldığında ise insanın eylemlerini yine kendi refahına göre gerçekleştirmesi, zorunluluk ve gereklilikten öte rasyonel bir tavırdır. (Shaver, 1999, s. i). Bu açıdan bir akıl varlığı olarak insanın kendi refahını maksimize edecek biçimde davranışta bulunması kadar makul bir alternatif yoktur. Kısacası egoizmin türleri arasındaki ayrım, kişisel çıkar ve bu kişisel çıkar doğrultusunda nasıl bir itici güçle eylemde bulunulduğuna dair yorumlardaki farklılaşmaya dayanmaktadır (Audi, 1999, s. 255). Tanımlamalar ve açıklamalar ışığında egoizmin türlerini daha anlaşır bir şekilde ortaya koyabilmek adına şöyle bir tablo oluşturulabilir:
* "Egoizmin İki Yüzü: Thomas Hobbes ve Ayn Rand" adlı doktora tezimden alıntıdır. YÖK Tez No: 959608
[1] Bkz. Erişim: https://sozluk.gov.tr
[2] Normatif etikten kasıt nedir? Burada ifade edilmek istenen her türlü mekan ve zaman öğesinden soyutlanmış; yalnızca kural-şekil açısından ahlaki ön kabuller üzerine sorgulama yapan felsefi tarzdır. Bu açıdan geometri ya da matematiğe benzetilebilir. Çünkü oda gerçekle bağlantısı olmayan soyut kavramlar üzerine yoğunlaşır (Ülken, Ahlak, 2001, s. 14). Normatif Etik ahlakın temel ilkelerini ortaya koymaya çalışır. Hangi eylemlerin doğru ve yanlış olduğunu, bu açıdan hangi eylemleri yapılabileceğine ve hangilerinin yapılamayacağına dair belirlemeler yapmaya çalışır. Buna ek olarak insanın temel ahlaki haklarının, sorumluluklarının, erdemlerinin ve görevlerinin neler olabileceğini ortaya koyma çabası içine girer (Kagan, 1992, s. 223). Etiğin bu türü insana yaşamı sürecince rehberlik eder ve ona eylemlerini ortaya koymada belirli normlar sağlar. Kendini burada ifade eden ahlak filozofunun iddiası insana hangi eylemi yapması ve hangisinden kaçınması gerektiğini gösterebileceğidir. Kısacası Bu alan, bir insanın etik açından erdemli olarak nitelendirilmesini sağlayacak ilkelerini neler olduğunu ortaya koyma çabasındadır. (Cevizci, 2002b, s. 7,8). Bu konu hakkında çalışmamızın ileriki kısımlarında ayrıntılı birli verilecektir.
Kaynakça
Audi, R. (1999). The Cambirdge Dictionary Of Philosophy. New York: Cambridge University Press.
Bolay, S. H. (2013). Felsefe Doktirinleri ve Terimleri Sözlüğü. Ankara: Nobel Yayınları.
Cambridge University. (2003). Cambridge Advanced Learner's Dictionary. United Kingdom: Cambridge University Press.
Campbell, R. (2001). Egoism. C. B. Lawrence C. Becker içinde, Encyclopedia of Ethics (s. 446-450). Londın: Routledge.
Cevizci, A. (2002a). Felsefe Sözlüğü. İstanbul: Paradigma.
Feldman, F. (1978). Introductury to Ethics. USA: Prentice-Hall International.
Mulholland, L. (1989). Egoism and Morality. The Journal of Philosophy, 86(10), s. 542-550.
Nielsen, K. (1959). Egoism in Ethics. Philosophy and Phenomenological Research, 19(4), s. 502-510.
Nişanyan, S. (2009). Sözlerin Soyağacı. İstanbul: Everest Yayınları.
Philosophy.lander.edu. (2024, 24 04). Ethical Egoism. Philosophy.lander.edu: https://philosophy.lander.edu/ethics/ethical_ego.html adresinden alındı
Runes, D. D. (1942). The Dictionary of Philosophy. New York: Philosophical Libary.
Shaver, R. (1999). Rational Egoism -A Selective and Critical History. Cambridge-UK: Cambridge University Press.
Vaknin, S. (2007). Malignant Self Love. Prague & Skopje: Narcissus Publications.

