
“Her oyun, her şeyden önce gönüllü bir eylemdir. Emirlere bağlı oyun, oyun değildir. Olsa olsa, bir oyunun zorunlu temsili olabilir.”
Johan Huizinga, Homo Ludens, Çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Doğu Batı Yayınları, Ankara, 2023.
“Bizatihi oyun bir zihin faaliyeti meydana getirse de ahlaki işlev taşımaz, yani ne erdem ne de günah içerir.” s.29
“Her oyun, her şeyden önce gönüllü bir eylem.'dir. Emirlere bağlı oyun, oyun değildir. Olsa olsa, bir oyunun zorunlu temsili olabilir.” s.30
“Dolayısıyla burada oyunun ilk temel çizgisi ortaya çıkmaktadır: Oyun serbesttir, oyun özgürlüktür.” s.31
“Oyun "gündelik" veya "asıl" hayat değildir. Oyun, bu hayattan kaçarak, kendine özgü eğilimleri olan geçici bir faaliyet alanına girme bahanesi sunar.”s.31
“Oyun güzelliğin ve kutsallığın zirvelerine kadar çıkarak ciddi olanı arkasında bırakabilir.” s.31
“Oyun gündelik hayattan, bu hayatın içinde işgal ettiği yer ve süreyle ayrılır. Yalıtılmış ve sınırlı olma niteliği oyunun üçüncü özelliğidir.” s.33
“Oyun alanının sınırları içinde kendine özgü ve mutlak bir düzen hüküm sürer” s.34
“Oyun için kullanılabilecek nitelemeler arasında gerilimi de saydık. Bu unsur bizi meşgul eden oyun olgusunun içinde önemli ve çok kendine özgü bir yer tutmaktadır. Gerilim, belirsizliğe, şansa işaret eder. Bir gevşeme isteği vardır. Belli bir çaba pahasına bir şey "başarılmak" zorundadır. Gerilim unsuru parmaklarını bir yere geçirmeye çalışan bebeğin minik ellerinde, bir makarayla oynayan yavru kedide, top atıp yakalayan küçük kızda bile görülür.”s.34
“Her oyunun kendi kuralları olur. Bunlar, oyun tarafından çizilen geçici dünyanın çerçevesi içinde neyin yasa gücüne sahip olacağını belirler. Bir oyunun kuralları mutlak olarak emredici ve tartışılmaz niteliktedir.”s.35
“Kurallara karşı çıkan veya bunlara uymayan oyuncu, bir oyunbozandır”s.35
Oyunbozan, sözde oyuncudan tamamen başka bir şeydir. Bu sonuncusu oyunu oynuyormuş gibi yapmaktadır." s.35
"Demek ki oyunu biçim açısından, kısaca tanımlamak mümkündür: olağan hayatın dışında yer aldığı hissedilen, özgür ve "kurmaca" ama yine de oyuncuyu tamamen içine çekme yeteneğine sahip bir eylem. Oyun her tür maddi çıkar ve yarardan arınmış bir eylemdir. Bu eylem bilhassa sınırlandırılmış bir zaman ve mekânda gerçekleşmekte, belirli kurallara uygun olarak, düzen içinde cereyan etmekte ve kendilerini gönüllü olarak bir esrar havasıyla çevreleyen veya alışılmış dünyaya yabancı olduklarını kılık değiştirerek vurgulayan grup ilişkileri doğurmaktadır." s.38
"Oyun bir şey için mücadeledir veya bir şeyin temsilidir." s.38
"Oyun ortamı, doğası gereği istikrarsızdır. Oyunu bozan dış bir darbenin etkisiyle, kuralların ihlal edilmesiyle, ya da bir iç nedenden -oyun duygusunun azalması, oyunun yanılsamasının ortadan kalkması, büyüsünün bozulması- ötürü, "asıl hayat" her an yeniden egemen duruma geçebilir."s.48
"Oyun, özgürce razı olunan, ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekân sınırları içinde gerçekleştirilen, bizatihi bir amaca sahip olan, bir gerilim ve sevinç duygusu ile ‘alışılmış hayattan’ ‘başka türlü olmak’ bilincinin eşlik ettiği, iradi bir eylem veya faaliyettir."s.57,58
"Müsabaka da tıpkı diğer oyunlar gibi, belli bir noktaya kadar amaçtan yoksundur. Başka bir ifadeyle, kendi içinde cereyan etmektedir ve sonucu hiçbir şekilde, topluluk hayatının zorunlu akışının bir parçası değildir. Şu halk deyişi bu özelliği açıkça dile getirir: Önemli olan kazanılan misketler değil, oyundur. Bunun anlamı, eylemin nihai unsurunun, öncelikle, ardından gelenle doğrudan ilişkisi olmayan başlangıcın içinde yer aldığıdır." s.85
"Nesnel olgu olarak oyunun sonucu, bizatihi anlamsız ve önemsizdir." s.85
"Kazanmak nedir? Ve ne kazanılmaktadır? Kazanmak, bir oyunun sonunda "üstünlüğünü belli etmektir." Ancak, sınırlan iyice belirli olan bu üstünlük, genel bir üstünlük görünümüne bürünme eğilimi gösterir. Ve bu yüzden de, kazanmak bizatihi oyunun sınırlanın aşar, itibar ve onur verir. Ve bu onur ile itibardan, kazanan kişinin ait olduğu grup da hemen yarar sağlar. Böylece, oyunun çok önemli bir niteliği ortaya çıkmaktadır: Burada kazanılan başrı, büyük ölçüde bireyden gruba aktarılabilir niteliktedir." s.86
"Her galibiyet, iyilik güçlerinin kötülük güçleri üzerindeki zaferini, bu zaferi elde eden grubun selametini temsil eder, yani bunları gerçekleştirir." s.94,95
"Evren bile, Şiva ile karısı tarafından oynanan bir zar oyunu olarak hayal edilmiştir." s.95
"Demek ki talih oyununun ciddi bir yanı vardır; tapınmanın bir parçasıdır." s.96
"Erdem, şeref, soyluluk ve şan böylece daha başlangıçtan beri, müsabaka çerçevesinde, yani oyunun içinde yer alır." s.104.
“Bir bilmecenin cevabı ne düşünerek, ne de mantıksal bir akıl yürütmeyle bulunmaktadır. Bu cevap aniden gelir ve sorulan soru yüzünden eli kolu bağlanan kişi aniden kurtulur. İşte bu nedenden ötürü, doğru çözüm soru soranı aniden güçsüz bırakmaktadır. İlke olarak, her sorunun yalnızca bir cevabı vardır. Bu cevap ancak oyunun kuralları biliniyorsa bulunabilir.” s.165

