
"İnsan seçim yaparak insan olmalıdır" Rand
AYN RAND ve FELSEFE*
Fransız filozof Bleaise Pascal, “felsefenin zaman ayrılacak bir şey olmadığını göstermek için de gerçekten felsefe yapmak gerekir” (Pascal, 1999, s. 152) diyerek, felsefenin gerekliliğiyle ilgili aksiyomu Rand’dan çok daha önce ortaya koymuştur. Pascal’ın bu ifadesinin buradaki önemi, insanın doğası gereği felsefe yapmaktan asla kaçamayacağının altını çizmesidir. Rand’ın düşünceleri de bu noktada benzerlik gösterir. Her ne kadar insanlar arasında azımsanmayacak bir çoğunluk, felsefenin ve onun mercek altına aldığı problemlerin bir zaman kaybı ve boş bir gevezelik olduğunu düşünüyorsa da Rand, onların varoluş temellerinde de felsefenin etkisinin bulunduğu konusunda ısrarcıdır. Bu açıdan ona göre insan, felsefi düşüncenin sarmalından aslında çıkamaz. Yaşamın her anında böyle bir etkinliği o veya bu şekilde gerçekleştirir; fakat gerçekleştirdiği bu etkinliğin felsefi olduğunun bilincinde değildir. Özellikle bu durumu daha net ifade edebilmek adına Rand, ilgi çekici ve kısa bir bilim kurgu örgüsü sunar ve uzay gemisiyle galaksinin derinliklerinde seyreden bir astronot hayal edilmesi konusunda okuyucuyu yönlendirir. Astronot, ansızın gemisiyle ilgili sıkıntılar yaşar. Hata veren uzay aracı, kontrolden çıkar ve bilinmeyen bir gezegene düşer. Ölümcül bir yaralanma yaşamayan bu astronotun kendiniz olduğu farz edilirse; Rand, bilinciniz yerine geldiğinde sorulacak olan ilk üç sorunun neler olacağının düşünülmesini ister ve ona göre “aklınızdaki ilk üç soru şunlar olacaktır: Neredeyim ben? Bunu nasıl keşfedebilirim? Ne yapmalıyım?” (Rand, 1984, s. 1). Astronotun bu sorulara yanıt bulması zannedildiği kadar kolay ve basit bir etkinlik değildir. Taktire değer bir efor gerekir ve bu açıdan da zaman kaybettirecektir. Dolayısıyla yapılacak en kolay şey, onun bunları görmezden gelmesidir. Kısacası bulunduğu koşullardan kurtulmaya çabalamak yerine kaderine teslim olup; durumun akşına kendini bırakacaktır. Rand, bunun böyle gerçekleşmeyeceğini düşünenlere ve bunu onun uydurduğu bir fantezi olduğunu iddia edecek olanlara hayatın içindeki insanları gözlemlemeleri gerektiğini söyler (Rand, 1984, s. 2). Rand’a göre insanların çoğu, “günlerini, bilinçli olarak farkında olsun ya da olmasın, cevapları insanın her düşüncesinin, duygusunun ve eyleminin altında yatan üç sorudan kaçmak için mücadele ederek geçirir” (Rand, 1984, s. 2). İnsanların bu tarz bir davranışta bulunmalarının sebebi, bu soruların sanıldığı gibi somut değil, soyut bir niteliğe sahip olmalarıdır. Örneğin ‘ben neredeyim’ sorusuna insanlar, şu an bulundukları şehrin adını verebilirler; yani cevap olarak ‘Kırıkkale’deyim’ ya da ‘Ankara’dayım’ diyebilirler. Fakat Rand, varoluşsal anlamda bu sorunun amacının koordinat belirlemek olmadığını özellikle vurgular. Ona göre asıl sorun da insanların, yaşamın bu üç temel sorusunun cevaplarını, hatalı yöntemlerle ve yanlış yerlerde aramalarıdır. Bu metot yanlışlığından dolayı da Rand, çoğu insanın felsefenin “bunlara cevap verebilecek tek bir bilim olduğunu asla keşfedemedi”ğini (Rand, 1984, s. 2) özellikle ifade etmektedir. Bu açıdan da ilk yapılması gereken şey, bu hata sarmalından çıkabilmenin tek şartının ve bu konuda insana yardımcı olabilecek yegâne şeyin felsefe olduğunun fark edilmesidir. Çünkü felsefe, Rand’a göre “varlığı, insanın ve insanın varlıkla ilişkisinin temel doğasını inceler. Sadece belirli yönlerle ilgilenen özel bilimlerin aksine, felsefe evrenin var olan her şeyle ilgili olan yönleriyle ilgilenir. İdrak alanında, özel bilimler ağaçlardır, ancak felsefe, ormanı mümkün kılan topraktır” (Rand, 1984, s. 3). Anlaşıldığı üzere Rand açısından felsefe, tüm bilimlerin besleyicisi olarak kabul edilir. Bu da insanın, felsefi bir sorgudan hiçbir şekilde kaçamayacağının göstergesidir. Şöyle ki insan, organizmanın nihai hedefi yaşamak olduğundan, hayata tutunabilmek adına bir dizi eylemde bulunacaktır. Olası eylemler arasından seçimler yapma durumunda kalacak ve burada hangisini seçmesi gerektiğine, sahip olduğu değerlerin ışığında karar verecektir. İşte tamda bu noktada Rand, insanın değerler kodu oluşturabilmesine imkan tanıyacak olan tek ölçünün kendisinin neliğinin ve neredeliğinin bilgisi olduğuna dikkat çeker. Ona göre kişi “kendi doğasını (bilgi araçları dahil) ve içinde hareket ettiği evrenin doğasını bilmelidir- yani metafiziğe, epistemolojiye, etiğe, yani felsefeye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçtan kaçamaz, tek alternatifi ona rehberlik eden felsefenin aklı tarafından mı yoksa tesadüfen mi seçileceğidir.” (Rand, 1966, s. 20). İnsan yaşamında felsefe, bir gereklilik olarak karşımıza çıksa da anlaşıldığı üzere felsefe, insana hazır cevaplar sunan bir işleve de sahip değildir. Böyle bir görevi yoktur. Onun işleyişi insan yaşamı için gerekli olan sorular hususunda ona rehberlik etmektir. Şöyle ki felsefe, insana hiçbir zaman nerede olduğunu söylemez; o, insanın önüne
“Doğa yasaları tarafından yönetilen ve bu nedenle istikrarlı, sağlam, mutlak ve bilinebilir bir evrende misiniz? Yoksa anlaşılmaz bir kaosun, açıklanamaz mucizeler diyarının, zihninizin kavramaktan aciz olduğu öngörülemez, bilinemez bir akışın içinde misiniz? Etrafınızda gördüğünüz şeyler gerçek mi yoksa sadece bir yanılsama mı?” (Rand, 1984, s. 3)
gibi, kendi yaşamını olduğu şekliyle kabul etmeyip; bütün hayatını değerlendirmesini mümkün kılan can alıcı soruları getirir.
Rand, bu tip soruların insan yaşamının soyut problemleriyle ilişkili olduğu ve somut pratik sorunlara cevap veremeyeceği düşüncesine sahip olan insanların, felsefenin gereksizliğini iddia edebileceklerine dikkat çeker. Fakat Rand’a göre şu nettir ki “Somut, özel, gerçek yaşam sorunlarıyla başa çıkabilmek için, yani yeryüzünde yaşayabilmek için” (Rand, 1984, s. 5) bu ve bu tür soruların sorulması gerekir[1]. Çünkü insanın sahip olduğu felsefeden hareketle bu tür sorulara verdiği yanıtlar, onun yaşamının rotasını belirlemesinde etkili olacaktır. Bu açıdan bakıldığında felsefe, insanın yaşam sürecinde onun hamlelerini maniple edebilen bir güç olarak anlaşılabilir. Anlaşıldığı üzere Rand, felsefenin insan yaşamı için önemli olduğu düşüncesinde ve insanın bundan asla kaçamayacağı hususunda nettir. Felsefesiz bir yaşam, insan için bir olasılıksızlıktır. Bu konuda herhangi bir seçeneğe sahip değildir. Fakat Rand’a göre insanın bu konudaki yegâne serbestliği felsefesini ya “bilinçli, rasyonel, disiplinli bir düşünce süreci ve titiz bir mantıksal müzakere ile tanımlamak” (Rand, 1984, s. 7) ya da “…yersiz sonuçlar, yanlış genellemeler, tanımlanmamış çelişkiler, sindirilmemiş sloganlar, tanımlanmamış istekler, şüpheler ve korkulardan oluşan, tesadüfen bir araya getirilmiş…bir hurda yığını” (Rand, 1984, s. 7) haline getirmektir. Anlaşılan şudur ki bir yaşam felsefesine sahip olmaksızın insan, düşünülemez veyahut tasarlanamaz. İnsanı felsefeden, felsefeyi de insandan bağımsız bir şekilde tasavvur etmek mümkün değildir. Burada insanın bir seçenek olarak sahip olduğu tek iradi gücün, felsefesinin ne yönde bir rota izleyeceğini belirleyebilmesi olduğu görülür.
Rand, eğer insandan söz ediliyorsa mutlaka orada bir felsefenin de varlığını kabul etmek gerektiğini düşünür. Bu açıdan herkesin bir felsefesi vardır. Thomas Edison gibi bir bilim adamında ya da Al Capone gibi bir suçluda, bir felsefe bulmak mümkündür. Fakat her ikisi de farklı yönlerde ilerleyen felsefelere sahiptirler. İnsan olarak farklılaşmalarının sebebi de budur. Bu farklılaşmanın sebebi ise insanın sahip olduğu felsefesini hangi öğenin beslediğidir. Burada besleyici öğe, Thomas Edison’da görüldüğü gibi akıl ve bilgi olabilirken; Al Capone’da olduğu gibi arzular da olabilmektedir. İlkinde insan, bir bilim adamına dönüşürken; ikincisinde bir suç makinesi haline gelir (Bernstein, 2008, s. 7). Sonuçta Rand’ın ifade ettiği üzere “insan seçim yaparak insan olmalıdır” (Rand, 2007, s. 1013). İnsanın felsefesini şekillendireceği öğe üzerindeki seçimi, aynı zamanda onun nasıl bir insan olacağını da belirleyecektir. Bu açıdan insan rasyonel, kahraman ve üreten biri mi yoksa mistik, akıl karşıtı hatta akıldan korkan bir parazit mi olacaktır?
Rand, ‘Atlas Shrugged’ eserinde felsefenin bu iki zıt yönelimine dikkat çekmek ister. Bu aslında aynı zamanda da insan yaşamının iki farklı biçimidir. İnsanın seçimleriyle birlikte ortaya çıkan ya “genel olarak insan bilgisine ve özel olarak da belirli bilimlere rehberlik edecek epistemolojik kriterleri tanımlayan ve tesis eden felsefe” (Rand, 1967, s. 2) olacaktır ya da bunun yerini “insanın aklını yok etmeye yönelik bir felsefe, zorunlu olarak insana, insanın yaşamına ve her türlü insani değere karşı bir nefret felsefesi” (Rand, 1984, s. 13) dolduracaktır. Bu ikili ayrımda Rand’ın felsefesinin yol haritası bellidir. Ona göre insan yaşamı boşa harcanamayacak kadar değerlidir. Bu yaşam “…akılsız bir vahşinin, yağmacı bir haydudun ya da beleşçi bir mistiğin yaşamı değil, düşünen bir varlığın yaşamıdır- zor ya da hile yoluyla yaşam değil, başarma yoluyla yaşamdır” (Rand, 2007, s. 1014). Ancak böyle bir yaşamın rehberi olacak bir felsefe, insanın gerçek değerinin belirleyicisidir. İşte Rand, bizzat kendisinin oluşturduğu ve insanı amacına götürecek olan bu felsefeye ‘objektivizm’ adını verir.
* Egoizmin İki Yüzü: Thomas Hobbes ve Ayn Rand adlı doktora tezimin ilgili bölümünden alınmıştır.
[1] Felsefenin insan yaşamının her alanına nüfus etmesi gerektiği fikri, daha öncesinde Descartes’in düşüncelerinde de kendini gösterir. Özellikle ‘Felsefenin İlkeleri’ adlı eserinde eseri Fransızca’ya çeviren kişiye gönderdiği mektupta “Felsefe sözcüğünden bilgeliği inceleme anlaşılır; bilgelikten anlaşılan da yalnız işlerimizdeki ölçülülük değildir; aynı anda yaşamımızı yönetmek için olduğu kadar sağlığımızı koruma ve tüm zanaatların yaratılması için de inanın bilebildiği tüm nesnelerin tam bir bilgisi anlaşılır” (Descartes, 2007, s. 31,32) demektedir.
Kaynakça
Bernstein, A. (2008). Objektivism in One Lesson - An Introduction to The Philosophy of Ayn Rand. USA: Hamilton Books.
Pascal, B. (1999). Pensees and Other Writings. (H. Levi, Çev.) New York: Oxford University Press.
Rand, A. (1966, February). Philosopy and Sense of Life. The Objectivist, s. 17-22.
Rand, A. (1967). Capitalism: The Unknown Ideal (Mass Market Paper b.). USA: Signet.
Rand, A. (1984). Philosophy: Who Needs It (100th Centennial Edition November Mass Market Papercak b.). USA: Signet.
Rand, A. (2007). Atlas Shrugged. London: Penguin Book.

