
Özellikle küçük yaşlarda aşırı miktarda verilen ev ödevi, yalnızca akademik verimliliği sınırlamakla kalmayıp, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını doğrudan zedeleyebilmektedir.
"Araştırmalar ev ödevinin çok da gerekli olmadığını, ayrıca fazla verilen ev ödevinin aslında çocuk için önemli olan oyun zamanından çaldığını ve bu yüzden de ters tepebileceğini gösteriyor."
A.J. Solter, Oyun Oynama Sanatı.
Ev ödevi uygulamaları, modern eğitim tartışmalarının en sürekli ve en tartışmalı başlıklarından biri olarak araştırma literatüründe geniş bir yer tutar. Harris Cooper ve çalışma arkadaşlarının 1987–2003 yılları arasındaki araştırmaları sentezleyen kapsamlı meta-analizi, ev ödevinin özellikle ortaokul ve lise düzeylerinde akademik başarıyla anlamlı biçimde ilişkili olabileceğini ortaya koyarken, aynı ilişkinin ilkokul çağındaki öğrencilerde son derece zayıf ya da etkisiz olduğunu göstermektedir. Bu bulgu, ev ödevinin pedagojik değerinin yaşa ve gelişim aşamasına bağlı olarak değiştiğini ve tek yönlü, evrensel bir yararlılık iddiasının kuramsal açıdan sorunlu olduğunu ortaya koyar. Meta-analizin dikkat çekici noktalarından biri, ev ödevinin yararlarına ilişkin olumlu bulgularla birlikte, yorgunluk, öğrenmeye karşı doygunluk, boş zaman ve oyun hakkının daralması gibi olumsuz etkilerin de rapor edilmesidir. Bu durum, ev ödevinin yalnızca bilişsel çıktılar üzerinden değil, çocuğun bütüncül gelişimi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini açık biçimde göstermektedir.
Tam da bu noktada, A. J. Solter’ın Oyun Oynama Sanatı adlı eserinde vurgulanan görüşler önemli bir teorik çerçeve sunar. Solter, oyunu çocuğun psikososyal gelişimi açısından vazgeçilmez bir etkinlik olarak tanımlar ve çocuğun duygusal düzenleme kapasitesinin, yaratıcılık becerisinin ve sosyal etkileşim örüntülerinin büyük ölçüde oyun yoluyla şekillendiğini belirtir. Bu perspektiften bakıldığında, özellikle küçük yaşlarda aşırı miktarda verilen ev ödevi, yalnızca akademik verimliliği sınırlamakla kalmayıp, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını doğrudan zedeleyebilmektedir. Araştırmaların işaret ettiği “ters tepme” etkisi, Solter’ın kuramsal yaklaşımıyla kesişmekte; oyun zamanının kısıtlanmasının, çocuğun stres düzeyini artırarak hem duygusal dengeyi bozduğu hem de öğrenmenin doğal motivasyon kaynaklarını törpülediği görülmektedir.
Dolayısıyla ev ödevi politikaları, salt akademik performansı artırma hedefiyle değil, çocuğun gelişimsel bütünlüğünü gözeten bir pedagojik denge ile oluşturulmalıdır. Bulgular, özellikle erken yaşlarda ev ödevinin miktarının sınırlı tutulması, oyun ve serbest zamanın ise eğitimsel sürecin ayrılmaz bir bileşeni olarak korunması gerektiğini göstermektedir. Böyle bir yaklaşım, hem Solter’ın oyun merkezli gelişim anlayışıyla hem de güncel araştırma literatürünün kanıt temelli sonuçlarıyla uyumlu görünmektedir. Eğitim uygulamalarının, ev ödevini bir zorunluluk ya da disiplin aracı olarak değil, ölçülü, anlamlı ve çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarıyla uyumlu bir öğrenme fırsatı olarak yeniden konumlandırması, bütüncül öğrenme ortamları yaratmanın temel koşullarından biridir.
Kaynaklar
Cooper, H. (2006). Does Homework Improve Academic Achievement? If So, How Much is Best? Review of Educational Research Spring 2006, Vol. 76, No. 1, pp. 1–62
Aletha J. Solter, (2017), Oyun Oynama Sanatı, Doğan Kitap.

