La Mettrie: İnsan Bir Mankina

insan “o zaman çok iyi aydınlanmış bir makinedir"

 

La Mettrie, deney ve gözleme önem veren, ampirist bir düşünür ve tıp adamı olarak karşımıza çıkarmaktadır. Onun bu özelliği, felsefesinin şekillenmesinde önemli yer tutar. İnsanı araştırmada deneye ve gözleme duyduğu güveni, ‘İnsan, Bir Makine’ adlı eserinin birçok yerinde ifade eder. Ona göre her türlü araştırmada “bize yalnızca deney ve gözlem yol göstermektedir.[1] Bu yüzden yapılması gereken ilk şey deney bastonunu elimize almak ve filozofların tüm boş fikirlerini bir kenara atmaktır.[2]

Felsefe tarihinde, İnsanı araştıranlara bakıldığında bunların en temelde, materyalizm ve spiritüalizm olmak üzere ikiyi indirgenebileceğini ifade eden La Mettrie’ye göre,  insan hakkında a priori bir yolla, yani “ruhun kanatlarından faydalanmayı isteyerek[3] yapılan araştırmalar sonuçsuz kalmaktadır. Bu yüzden, yalnızca a posteriori bir şekilde -mutlak bir kesinlikle olmasa bile- bu konudaki en yüksek bilgi derecesine ulaşabiliriz.[4]

La Mettrie’ye göre ne kadar değişik mizaç varsa o kadar değişik ruh, karakter ve alışkanlıklar vardır. Mizacın çeşitliliğinin kaynağı ise bedendeki öd v.b. özsuların miktarının ve almaşıklıklarının farklılığıdır. Bu durum, insanların huy, alışkanlıklar ve karakterce birbirlerinden ayrılmasına yol açmaktadır.[5] Bu düşüncesine desteklemesi için birçok örnek vermekte ve özellikle, korku duyma, cesaret, alaycılık gibi şeylerin nedeninin dalaklarda, karaciğerde ve damarlardaki değişmeler olduğunu belirtmekte[6] ve bununla ilgili örnekler vermeyi sürdürmektedir. Örneğin insanın huzurlu olmasının nedeni kan dolaşımının sakinleşmesidir.[7] Bununla birlikte beslenmenin de insan karakteri üzerinde etkisi vardır. Nasıl çiğ et hayvanları yırtıcı kılıyorsa; insanlar da çiğ etle beslendiklerinde vahşi davranışlar sergileyeceklerdir. Buna örnek olan kültürler söz konusudur.[8] Beslenmeyle ilgili olarak açlığın da bu hususta büyük etkisi olduğunu belirtir. Özellikle, açlığın, insanı kötü aşırılıklara sürüklediği görülmektedir; açlık insanın saygısını yitirdiği andır.[9]

            La Mettrie’nin -verdiği örneklerle- bize anlatmak istediği, ruhun çeşitli durumlarıyla bedeninkiler arsında bir bağlantının var olduğudur. Bu iki arasındaki bağımlılığı daha iyi göstermek için, hayvan ve insan arasında bir karşılaştırma yapmaya çalışır. Yaptığı bu karşılaştırma sonunda ise, ikisinin de düzenin ve biçiminin aynı olduğu dile getirir. [10] Ona göre insan ve hayvan aynı maddeden yapılmıştır.[11] Bu açıdan bakıldığında, her ikisi arasında nitelik açısından bir fark yoktur.

Descartes, hayvanları insanlardan ayırmanın yollarından birinin insanların sözcük ve simgeler üretebilmesi olduğunu ifade etmişti. Hayvanların konuştuğu görülmekteydi ama bu Descartes açısından sesleri taklit etmekten başka bir şey değildi. Örneğin papağan, insanın konuştuğu birçok sözcüğü tekrar edebilmekteydi ama bu konuşma değil taklit etmeydi. O,  hayvanların sözcük ve simge üretememelerinin sebebini, organlarının eksi olmamasına değil, bir ruha sahip olmamalarına bağlıyordu. Hayvanlarda ruh, akıl ya d bilinç denilen düşünen töz yoktu.

La Mettrie’nin Descartes’in hayvanlarla ilgili bu düşüncesinin tam karşısında yer alarak; onların dil üretememeyle ilgili eksikliklerinin tamamen organlarının yetersizliğinden kaynaklandığını özelikle vurgulamaktadır.[12]  Ona göre Descartes, birçok yerde yanılmış olmasına rağmen, hayvanın bir makine olduğunu düşünmesinden dolayı onun büyük bir filozof olarak anılması gerekir.[13] Her ikisi de hayvanın bir makine olduğu konusunda hem fikirlerdir. Ayrıldıkları nokta insanın da bir makine olup olmadığıdır.

La Mettrie’ye göre insan ve hayvan birer makinedir. Bu iki arasındaki tek fark insanın daha karmaşık bir makine[14] olduğudur, bunun dışında maddeleri bakımından bir fark yoktur. Özellikle yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, “ruhun tüm yetileri bütün bedenin örgenlemesine bağlı ise, dolayısıyla bu yetiler örgenleşmenin kendisiyse[15] insan “o zaman çok iyi aydınlanmış bir makine[16] olarak ifade edilebilir. 

Descartes, düşünmeyi ruhun; uzamı yani yer kaplamayı da bedenin birere öz niteliği olarak kabul ediyordu. Ruh ve beden bu sahip oldukları öz nitelikleriyle biliniyorlardı. La Mettrie’nin burada karşıt fikirle ortaya koyduğu görülmektedir. Özelikle O, bedene ya da maddi cevhere uzamın yanı sıra, hareket kuvvetine sahip olma ve duyumlama niteliklerini de yükler. Bu açıdan O, Descartes’in maddenin tüm özelliklerini uzamla sınırlamaya çalışmasını yanlış bulmaktadır.[17]

La Mettrie’ye göre beden (madde) kendi içinde hareket kuvvetine sahiptir.[18] Her küçük lifin ya da beden parçasının kendine has bir ilkeyle hareket ettiğinin ifade eder ve bununla ilgili -bedenden ayrılan kasların, iğne batırıldıklarında tepki vermeleri gibi.- örnekler verir.[19] Bütün bedenlerde (insan ve hayvan bedenleri) bulunan bu devindirici ilke, yani hareket kuvveti, onun düzenli bir hareket gerçekleştirmesini sağlar. Bu hareket kuvveti ona göre bedenin bütün parçalarında ayrı ayrı bulunmaktadır.

La Mettrie’nin düşüncelerinden aktardıklarımızdan hareketle şunlar söylenebilir: La Mettrie, düşünen töze ait özellikleri bedene yükleyerek Descartes’in iki farklı tözünü tek bir töze indirmiştir. Buna paralel olarak; ortaya insanın bir makine olduğu düşüncesi de çıkmaktadır. Ona göre sadece havyan değil insan da iyi düzenlenmiş bir makindir ama tek farkı daha kompleks bir makine olmasıdır; bu yüzden O, tüm evrende değişik şekillerde biçimlendirilmiş tek bir tözün varlığının ve insanın sadece bir makine olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ifade etmektedir.[20]

 


[1] La Mattrie, İnsan, Bir Makine, (çev. Zehra Bayramoğlu), Süreç Yayınları, İstanbul, 1985, s.18.

[2] A.e., s.19.

[3] A.,e, s.19.

[4] A.e., s.19.

[5] A.e., s.19.

[6] A.e., s.20.

[7] A.e., s.21.

[8] A.e.,s. 23.

[9] A.e., s.24.

[10] A.e., s.27.

[11] Albert LANGE, MAteryalizmin Tarihi,(Çev. Ahmet Arslan), Sosyal Yaınları, İstanbul, 1998, C.I, s.329.

[12] A..e., s.29–30.

[13] Lange, a.g.e., s.334.

[14] La Mettrie, a.g.e., s.19.

[15] A.e, s.55.

[16] A.e, s.55.

[17] A.e., s.79.

[18] A.e., s.82.

[19] A.e., s.56–57.

[20] A.e., s.77.

© Mustafa Sarp. Tüm Hakları Saklıdır.

90 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi