Descartes 'in Ben'i

 

Ben neyim? Düşünen bir şey! Düşünen bir şey nedir? Düşünen bir şey şüphe eden, anlayan, kavrayan, tasdik eden, inkar eden, istemeyen...bir şeydir.”

 

Descartes’e göre şüphe etmek bir düşünme işlemidir.[1] Her şeyin yanlış olduğunu düşünen ‘Ben’ ise var olmak zorundadır.[2] Bu düşüncesini ‘Felsefenin İlkelerinde’ şu ifadelerle aktarır:

 

Var olmasaydık kuşku duyamazdık, bu da edinebileceğimiz ilk doğru bilgidir. Kendilerinden en ufak biçimde kuşkulandığımız her şeyi bu şekilde yanlış göreceğimiz gibi aynı zamanda geri de çevirebileceğimizi varsayarken, ne Tanrı, ne gök ne de yerin var olmadığını kolayca kabul ediyoruz. Ancak aynı biçimde tüm bu şeylerin gerçekliğinden kuşkulanırken var olmadığımızı varsayamayız[3]

 

Görüldüğü üzere ona göre ‘Ben’, şüphe edendir. Şüphe etmek aynı zamanda düşünmeyi de ifade eder:

 

Ben neyim? Düşünen bir şey! Düşünen bir şey nedir? Düşünen bir şey şüphe eden, anlayan, kavrayan, tasdik eden, inkar eden, istemeyen...bir şeydir.”[4]

 

Düşünme, şüphe etmek ve şüphe etmek de, var olmaksa; bu noktada, Descartes’in ilk kesin bilgi olarak da kabul ettiği ünlü ‘düşünüyorum öyleyse varım’ değişi karşımıza çıkar.

Onun, felsefesinin çıkış noktası olarak belirlediği şey,  ‘Ben’ bilgisini elde etmek ve benliğin varlığını ortaya koymaktır.[5] ‘Ben varım ama neyim?’ sorusunu ele alırken; ilk olarak önceden verilen cevapları inceleyen Descartes, bu soruya, kendiliğinden zihinde doğan ve ancak kendi mahiyetinden gelen fikirleri araştırarak cevap arayacağını belirtir.[6]

Ona göre ‘Ben’ ruhtur ve ruh bedenden tamamıyla farklıdır; ruhun yani ‘Benin’ bilinmesi bedenin bilinmesinden kolaydır.[7] Pek çoklarının kendi ruhlarının bilinmesinin güç bir şey olduğuna inanmasının nedeni, zihinlerini duyulur şeylerin üstüne yükseltememeleridir.[8] Aynı zamanda ‘Ben’ düşünen bir şeydir ve düşündüğü müddetçe vardır. Düşünmekten kesilmesi var olmaktan kesilmesi anlamına gelir.[9]

 

Düşünmekten kesilseydim, hayal ettiğim bütün şeyler doğru olsa bile, var olduğuma inanmak için elimde hiçbir neden kalmayacağını görerek anladım ki: Ben bütün özü ve doğası düşünmek olan ve var olmak için hiçbir şeye ihtiyacı bulunmayan ve maddi hiçbir şeye bağlı olmayan bir cevherim[10]

 

Ruh düşünen bir tözdür ve her tözde ya da cevherde onun özünü ve tabiatını oluşturan bir öz nitelik bulunur. Descartes’e göre, ruhun öz niteliği, düşünmedir.[11]

 


[1] Descartes, Felsefenin İlkeleri, (çev. Mesut Akın), Say Yayınları, İstanbul, 2002,, s.55.

[2] Descartes, Metot Üzerine Konuşma,(çev. K. Sahir Sel), Sosyal yayınlar, İstanbul, 1994 s.33.

[3] A.y., Felsefenin İlkeleri, s.53.

[4] A.y., Metafizik Düşünceler,(Çev. Mehmet Karasan), M.E.B. Yayınları. İstanbul,s.114.

[5] Şahabettin Yalçın, “Descartes ve Özne Olarak Benlik”, Felsefe Dünyası Dergisi, S.38, s.108.

[6] Descartes, Metafizik Düşünceler, s.112.

[7] A.Y., Metot Üzerine Konuşma, s.33.

[8] A.e., s.37; (Descartes bununla ilgili olarak Metafizik Düşünceler adlı eserinde de şu ifadeyi kullanmıştır: “ruhumdan daha kolay bilebileceğim bir şey yoktur”, bkz. Descartes, Metafizik Düşünceler, s.122).

[9] A.y., Metafizik Düşünceler, s.112.

[10] A.y., Metot Üzerine Konuşma, s.33.

[11] Nurten Gökalp, “Descartes ve Spinoza Düşüncesinde Gerçek İyi Kavramı”, Felsefe Dünyası Dergisi, S.40, s.23.

© Mustafa Sarp. Tüm Hakları Saklıdır.

84 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi